Block title
Block content

"Daire-i mümkinat içinde, kader-i İlâhînin yazar bozar bir levhası hükmünde ve kudret-i İlâhiyenin kavânîn-i icraatına tebeddül ve tagayyür eden bir defteri olabilen ve pek yanlış ve hata olarak 'tabiat' namı verilen,.." Açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainattaki bütün kanunlara, prensiplere, kurallara Allah’ın kudret sıfatının birer tecellisi, birer cilvesi nazarı ile bakabiliriz. Allah’ın irade sıfatının arşı olan alem-i emirde kanunların emri ve komutu yazıldıktan sonra, o emrin tatbik ve uygulamasını Allah’ın kudret sıfatı yapar. Mesela alem-i emirde suya kaldırma kuvveti, güneşe itme ve çekme kuvveti verilir, verilen bu kuvvetin tatbik ve eyleme dökmek işini de Allah’ın kudret sıfatı yapar.

Bir bina düşünelim; bu binanın ilk merhalesi plan ve proje kısmıdır. Binanın bütün ayrıntıları ve keyfiyeti öncelikli olarak bu plan ve programda tayin ve tespit  edilir. Bu kısımda işleyen sıfat  ilim ve akıldır ve bundan hasıl olan ise tasarımdır. Binanın kalıbı ve gövdesinden çok, onun ilmi temeli esastır. İşte binanın bu kısım ve merhalesine İmam-ı Mübin, yani proje defteri diyoruz ki, tabiatçıların tabiat dedikleri şeyin aslı budur. Tabiatçılar uzaktan uzağa kaderin vücudunu hissetmişler, ona tabiat demişler.

Kainat tıpkı bu bina gibi, önce Allah’ın ilmi ezelisinde plan ve proje olarak  tahakkuk etti, sonra vücuda çıkacak olan bu kainat, bu plan ve program üzere hareket eder, onun çizdiği hattın dışına çıkamaz. Daha çok, kainatın mazi ve müstakbelini temsil eder, alemi şehadetten çok alemi gayba bakar. Bir ağacın çekirdeği ve kökleri İmam-ı Mübini andırır ki,  bunlara  soyut kader nazarı ile de bakabiliriz.

Kitab-ı Mübin ise o bina ve kainatın plan ve program kısmının, yani İmam-ı Mübin kısmının   hayata geçirilmesi, harici bir vücut verilmesinin adıdır. Burada Allah’ın kudret sıfatı hükmeder, iş görür, mazi ve müstakbelden ziyade şimdiki hale bakar, alemi gaybdan çok, alemi şehadeti temsil eder. Binanın İmam-ı Mübin kısmını  mühendis tayin eder. Yani plan olarak çizer, binanın hayata geçirilmesi işini  ise işçi ve ustalar yapar. Burada mühendis ilim sıfatı, usta ise kudret sıfatıdır.

Özet olarak İmam-ı Mübin kaderin bir ismi ve unvanıdır, eşyanın yol haritasını çizer. Kitab-ı Mübin ise, kaderde tayin ve tespit edilmiş mukadderatların eşyada infaz edilmesi ve hayata geçirilme işlemidir. Tabiat ise bu iki kavramın zihindeki izdüşümüdür.

Bediüzzaman’ın ifadesiyle,

“Levh-i Mahv-İsbat ise, sabit ve daim olan Levh-i Mahfuz-u A’zam’ın daire-i mümkinatta, yani mevt ve hayata, vücud ve fenaya daima mazhar olan eşyada mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki, hakikat-ı zaman odur.” (bk. Sözler, Otuzuncu Söz, s. 548)

Cenab-ı Hak, ilmindeki manalardan bir kısmını zamanın sayfasında yazmakta, daha sonra ölüm kanunuyla bunları silip yenilerini göstermektedir.

Eşyanın Allah’ın ilmindeki halinde zaman söz konusu değildir; ezel- ebed beraberdir. Bunların vücuda gelmeleri belli bir tertip ve sıra iledir, böylece zaman ortaya çıkmaktadır.

Ezbere bildiğimiz bir şiirin başı ve sonu ilmimizde beraberce bulunur. Ama bunu söylemeye veya yazmaya başladığımızda belli bir sıra ortaya çıkar.

Bir insanın ömrü boyunca geçireceği devreler, nutfede mevcuttur; ama Kitab-ı Mübin dediğimiz bu alemde daha geniş ve ayrıntılı görüntüler var ayrıca Levh-i Mahv ve İspat dediğimiz levhada, şartların yerine gelip gelmediği de kontrol edilmektedir; yani bir adamın başına gelecek şeylerin tayin ve tespiti Levh-i Mahv ve İspat'ta gerçekleşir.

İlm-i İlâhî'nin değişmesi muhaldir. Ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün hâdiseler gibi, ata kanununun tatbikatı da o ilmin şümûlündedir. Bu kader değişmez. Değişiklikler sabit ve derin olan Levh-i Mahfûz'un daire-i mümkinatta bir defteri ve yazar bozar tahtası hükmündeki Levh-i Mahv ve isbat'ta olmaktadır. Önce takdir edilen nice cezalar, daha sonra tövbe vesilesiyle ve ata kanunu ile afvedilmekte, Levh-i Mahv ve İsbat'tan silinmekte ve kaza edilmemektedir. Nitekim bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulmaktadir:

"Allah dilediği şeyi mahveder ve dilediğini isbat eder. Nezdinde kitabın aslı olan Levh-i Mahfuz vardır."(Ra'd, 13/39)

İşte zaman denilen şey, yani zamanın hakikati bu üç kavramdan müteşekkildir. Üstad Hazretleri buna "Kudret-i İlahi’nin yazar bozar tahtası ve defteri." diyor.  Zamanın içindeki geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman kavramları da manasını Levh-i Mahv-İspattan alıyorlar.

Özet olarak,  tabiat dedikleri şey,  kainattaki bütün kanunların toplamından hasıl olan zihni bir kabul, zihni bir vehim, zihni bir tasarımdır. Yani insan zihninin tasvir ettiği ve hakikatte bir varlığı ve vücudu olmayan hayali bir avuntudur. Ya da kainatın genelinde harika bir şekilde tasarruf eden Allah’ın rububiyet sıfatının materyalistçe bir ifadesidir denilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...