"Dalâletin gayet müthiş mânevî elemini hisseden bir adama iman ile hidayet ihsan etmek..." Hidayet Allah'tan mı, yoksa irademizden mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İman ve hidayet, insanın iradesi ile kabul ettikten sonra, Allah tarafından kalbe indirilen bir nur, bir ışıktır. İnsan bu ışık ve nur sayesinde, bütün alemler üzerinde tecelli eden Allah’ın isim ve sıfatlarının nakışlarını okur. Bu ışık sayesinde kainatın sırlarını keşfeder. Tıpkı karanlık bir mahzende ışıkların yanması ile eşyanın görülmesi ve karanlığın gitmesi gibi.

İnsan, küfür ve dalalet karanlığında iken, iradesinin sarfından sonra gelen iman ve hidayet nuru ile bütün alemi ve kainatı aydınlanıyor. İşte o alemleri aydınlatan ve kainatı ışıklandıran ve her şeyin sırrını çözdüren şey, iman ve hidayettir ki, bunları kalbe akıtan ve hakiki fail Allah’tır.

İnsanın iman ve hidayet nurunda hissesi yüz parçadan bir parçadır, geri kalan doksan dokuzu Allah’a aittir. Bu yüzden iman ve hidayet nurundan hasıl olan güzellik ve kemaller Allah’ın bir lütfu, bir ikramıdır. Bu lütuf ve ikramı gölgeleyen ve perdeleyen şey ise, sebepleri hakiki fail bilmektir. Yani iman ve hidayet nurunu sebeplere, ya da nefsimize verir isek, iman ve hidayetten hasıl olan güzellik ve kemaller kaybolur, adileşir, lütüf ve ikram manası gider. Lütüf ve ikram manası gidince, şükür yolu da kapanmış oluyor. Sebepleri fail zanneden Mutezile'ye göre, iman ve hidayetin tamamı kula aittir. Böyle olunca, iman ve hidayetteki o muhteşem ikram ve lütuf manaları kayboluyor. Zaten hakikatte de sebepler fail değildirler.

Allah, iman ve hidayet nurunu, kulun cüzi iradesine şart yaptığı için, iman ve hidayet ancak insanın iradesi ile celp olur. Yani kul, iradesi ile iman ve hidayet talep etmedikçe, Allah, iman ve hidayet nurunu göndermiyor. İşte Mutezile'yi yanıltan nokta burasıdır. Hidayet ve iman, irade ile beraber gelmesinden dolayı, hidayet ve imanı, iradenin mahsulü zannediyor. Halbuki irade, iman ve hidayetin basit ve adi bir şartıdır.

İnsanın iman ve hidayet dışında, hissettiği kötü haller ve karanlıklar, yine insanın iradesi sonucu hasıl olan küfür ve dalalete bir cezadır. İnsan, iman yerine küfrü tercih ederse, neticesi karanlık ve elemlerdir. İmanı tercih ederse, hidayet ve nurdur ve her iki cihanda saadettir.

Sorunun geçtiği yeri okumak için tıklayınız:

Şualar, İkinci Şua, Birinci Meyve.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...