DECCAL

Deccal kelimesi çok hile yapan, çok yalan söyleyen anlamına gelir. Resul-i Ekrem (a.s.m.) Sahabe-i Kirama Deccal konusunda o kadar çok bilgi vermiştir ki, bir çoğu Deccal fitnesinden korkuya kapılmıştır.

Deccal Kur’ân-ı Kerimde açık bir şekilde yer almamaktadır. Hadis literatürü açısından Deccal konusu farklı bir durum arz eder. Zira Deccal ile ilgili pek çok hadis-i şerif nakledilmiştir. Buradan hareketle ilk dönem İslâm âlimleri Deccali hadis ile sabit olmuş bir gerçek olarak kabul etmişler, teslimiyetle karşılamışlar ve “Deccalın çıkışı haktır” ifadesini kullanmışlardır. Ancak bu olayın nasıl gerçekleşeceği konusu üzerinde fazla durmamışlardır. Bu anlayış hicrî 5. yüzyıla kadar devam etmiştir. İlk defa ibni Hazm (456-1063) Deccalı bir hilekâra benzetmiş ve onunla ilgili harika özellikleri bir anlamda yoruma tabi tutmuş, kötü, fakat normal bir insan olarak değerlendirmiştir.

Büyük kelâm âlimi Taftazânî ile birlikte Deccal konusunda ilmî bir anlayış kapısı açılmış, devrin şartlarına göre meseleye yorumla yaklaşma anlayışı ortaya konulmuştur.

Bediüzzamana göre Deccal yeryüzünde inkârcılık fikrini yaymaya çalışan, mukaddes değerleri inkâr eden, şer faaliyetlere fikir babalığı yapan kuvvetli bir cereyandır. Bu cereyanın elbette gözle görülür temsilcileri olmuş, bundan sonra da olacaktır. Her şeyin İlâhî kanunlar çerçevesinde cereyan ettiği dünyamızda hayır ve şer mücâdelesi de elbette bu ölçüler çerçevesinde cereyan edecektir. Üstad Bediüzzaman özellikle 5. Şua’da Deccal konusunu hadisler ışığında açıklamıştır.
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...