Block title
Block content

"Def-i şer, celb-i nef'a racihtir." cümlesine binaen; bir insanın önce namaz kılması mı gerekir, yoksa zinayı terk etmesi mi? Takva mı, tahliye-i seyyiat mı, hangisi doğru?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Zararları uzaklaştırmak, faydali şeyleri sağlalmaktan önce gelir ve daha önemlidir.

Mesela, kapısında binlerce müşterisi alışveriş yapmak için bekleyen bir mağazanın arka tarafında bir yangın varsa, mağaza sahibinin yapması gereken şey, müşterilere mal satmak değil, yangını söndürmektir. Zira yangın zarardır, alışveriş faydadır.

Namaz kılmak farzdır, farzın terki ise büyük bir günahtır. Böyle olunca namaz kılmamak da bir şer ve günahtır. Bu sebeple; ben şu günahları terk edene kadar namaz kılmayayım demek, nefis ve şeytanın bir aldatmacısı oluyor. Hangi günahı işliyor olursak olalım, namazın terk edilmesi caiz olmaz.

Halbuki namazın da günahlardan alıkoyucu bir etkisi ve gücü vardır. Namazın insanları günahlardan alıkoyduğuna ve günahlarını affettirdiğine dair, birçok ayet ve hadisler vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:

Cenab-ı Hak, Ankebut Sûresi, 45  Ayet’te şöyle buyuruyor: 

“Hiç şüphe yok ki namaz, insanı çirkin işlerden ve haramlardan alıkoyar.” 

Fakat bu namaz, gerçekten, Allah’ı görüyor gibi kılınan namaz olmalı...

Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:

 “Beş vakit namaz, herhangi birinizin kapısı önünden gürül gürül akan ve içinde günde beş defa yıkandığı ırmağa benzer.”(1)
 

Ashabdan biri bir günah işlemiş, neticeyi de gelip Allah Resulü (asv)’e bildirmişti  O sırada şu ayet indi:

“Gündüzün başı ve sonu ile gecenin başlarında namaz kıl; çünkü iyi ameller, kötülükleri giderir.” (Hud, 11/114) 

Sahabi Allah Resulü’ne; ‘Bu ayet benim hakkımda mı indi?’ diye sordu  Allah Resulü (asv) de “Bütün ümmetim hakkında indi” buyurdu.

"Bunların biri tahliye تَخْلِيَه diğeri tahliye تَحْلِيَه ’dir.

Tahliye, تَخْلِيَه tathir etmek ve temizlemektir."

"Tahliye تَحْلِيَه ise, tezyin etmek ve süslendirmek mânâsınadır. Bunlar birbiriyle arkadaş olup, burada olduğu gibi, daima birbirini takip ediyorlar. Onun için kalb, takvâ ile seyyiattan temizlenir temizlenmez, hemen onun ardında imanla tezyin edilmiş ve süslendirilmiştir."

 "Kur’ân-ı Kerim, takvâyı üç mertebesiyle zikretmiştir:

Birincisi, şirki terk,

İkincisi, maâsiyi terk,

Üçüncüsü, mâsivâullahı terk etmektir."

"Tahliye تَحْلِيَه ise, hasenat ile olur. Hasenat da, ya kalble olur veya kalıp ve bedenle olur veyahut mal ile olur."

"A’mâl-i kalbînin şemsi, imandır.

A’mâl-i bedeniyenin fihristesi, namazdır.

A’mâl-i mâliyenin kutbu, zekâttır."(2)

Envar Neşriyat'ta "Kur'an-ı Kerim, tahliye-i seyyiatı üç mertebesiyle zikretmiştir."

Sözler Neşriyat'ta da aynı şekilde  "Kur'an-ı Kerim, tahliye-i seyyiatı üç mertebesiyle  zikretmiştir."

Yeni Asya Neşriyatı'nda ise, "Kur'an-ı Kerim, takvayı üç mertebesiyle zikretmiştir:" diye ifade edilmektedir.

Risalelerin neşredildiği farklı yayınevlerinin hepsinde esas alınan nüshalar, Üstadımızın tashihinden geçmiş olan birer nüsha olduğunu, Üstadı'n varisleri olan ağabeyler ifade etmektedirler. Bu nedenle ciddi bir yanlışlık söz konusu değilse, bunlara müsamaha ile bakmak lazımdır. Çünkü, tüm külliyatta geçen bir kaç kelimenin aynı anlamıyla başka şekillerde ifade edilmesine nazar-ı müsamaha ile bakmak esastır. 

Buna göre, Her ne kadar Arapça Nüshanın orjinalinde, "Tahliye-i seyyiat olan Takva " olarak geçiyorsa da Envar ve Sözler Neşriyatların ifade ettiği "tahliye-i seyyiat " ibaresinin yanlış olmadığını da şöyle anlayabiliriz.

1. Takva ile tahliye-i seyyiat ( kötülüklerden temizlenmek ) aynı anlamlara gelmektedir. İkisi de temizlemek anlamına gelir.

2. Zaten Üstadımız bu ibarenin geçtiği yerde, kalbin takva ile seyyiattan temizlenmesinden bahsetmektedir.

Dipnotlar:

(1) bk. Müslim, Mesâcid 284.
(2) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 3. Ayet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...