Block title
Block content

"Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi 'Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler' de, pencerelerden seyret, içlerine girme." ifadesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mânen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, bir Kadîr-i Rahîmin mülküdür. Mülkü sahibine teslim et. Ona bırak; cefâsını değil, safâsını çek. O hem Hakîmdir, hem Rahîmdir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi
'Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.'

de, pencerelerden seyret, içlerine girme."
(1)

Bu dünyaya bir misafir nazarıyla bakmak icab eder. Mülkü sahibi hakikisine bırakmak icab eder. İnsan bazen sıkıntıya giriftar olabilir. Nitekim bu dünya imtihan dünyasıdır. Cenab-ı Hakk'ın mülkü olan vücudumuzdaki azalar; bazen hasta olur, bazen değişik sıkıntılara maruz kalabilir. Evimiz, barkımız, arabamız, deprem vs. afetlerle zarar görebilir. İşte bu durumlarda dehşet aldığımız vakit, tam olarak Rabbimize teslimiyetimizi izhar edip ona iltica etmemiz icab etmektedir. Böyle bir durumda, yani sıkıntıların dehşetlendiği bir vakitte demeliyiz ki "Mevla görelim neyler / neylerse güzel eyler. Pencerelerden seyret, içlerine girme."

Nur Üstad'ın Van'da iki minare yüksekliğinde olan Van kalesinden düşerken demiş olduğu sözü hatırlayalım; "DAVAM!.." Bizler sıkıntıların hakikatını bilip, sıkıntıların nerden geldiğini derk edip, imtihan edildiğimizin şuurunda olup, fazlaca üzerinde durmamalıyız. Ta ki ruhen, aklen rahat edelim. Yani bir mana da pencerelerden seyredip içlerine girmemeliyiz.

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...