"Delil", "Hüccet", "Bürhan" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Delil: Doğru yolu gösteren, meçhulü keşfetmekte ve malumun sıhhatini ispat etmekte vasıta ve âlet ittihaz olunan hususlar demektir.

Hüccet: Bir iddianın doğruluğunu ispat için gösterilen resmi vesika ve senet demektir. Burada hüccet, eşya ve vasıta makamındadır.

Delil ise eşya ile yani hüccet ile elde edilen akli ve zihni bir hükümdür. Yani hüccet el ile tutulur gözle görülür bir vesika iken, delil daha ziyade zihinde ve akıldaki fikirler ve hükümlerdir.

Burhan: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas. Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet demektir. Deliller içinde de kuvvet makamları vardır ki, burhan deliller içinde kuvvetli bir makamı ifade ediyor. Burhan, inkârı kabil olmayan kuvvetli delil demektir.

"Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi bazı insanlar isti'zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar. Veya bozuk hayalleri tahammül edemez. Bu hale karşı o kat'i, sahih bürhanı reddetmek üzere: 'Bu neticeyi, bu kadar azametiyle şu bürhan (onu) intac edemez.' diye bahaneler ile kabul etmez. O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyûmu imandır. Bürhan, ancak onu görmek için bir menfezdir. Veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür. Maahâza bürhan bir değildir, bin değildir. Zerrat-ı âlem adedince bürhanlar vardır."(1)

Tevhidi, yani Allah’ın birliğini ispat eden bir delili kâfi görmeyerek, “Bu azim davayı ispata bu delil yeterli olmaz.” demek üç sebepten ileri gelmiş oluyor:

“Zihnin darlığı”, “hayalin bozukluğu” ve “bahane”…

Zihnin darlığı, “Neticenin kayyumu İmandır” hakikatinden gaflet etmekten ileri geliyor. Hayalin bozukluğu ise “Burhan bir değildir, bin değildir. Zerrat-ı âlem adedince bürhanlar vardır” hakikatinden gaflet etmenin bir neticesidir.

Üçüncü madde olan “bahaneyi”, yani inanmayı değil inanmamayı esas alan kişilerin, her aklî delili bir bahane ile reddetmelerini bir tarafa koyup, ilk iki madde üzerinde biraz duralım: İman, her şeyden önce kalp meselesidir. Görme ve işitme gibi, akıl ve hayal de bu konuda kalbe hizmet ederler. Göz görme aleti, kulak işitme aleti olduğu gibi akıl da anlama aletidir. Kalp ise alet değil, bütün bunların mahsullerinin toplandığı merkezdir.

Seyrettiğimiz bir manzara hoşumuza gidiyor. Burada hoşlanan kalptir, göz ise kalbe yardım etmiş oluyor.

Güzel bir ses, tatlı bir nağme işitiyoruz. Bu defa, sevme ve hoşlanma manaları, kulaktan kalbe intikal etmiş oluyorlar.

Öte yandan, okuduğumuz bir makale hoşumuza gittiğinde, “hoşlanma” sonucuna, akıl vasıtasıyla ulaşmış oluyoruz.

Özetlersek, göz görüyor, kalp seviyor; kulak işitiyor, kalp seviyor; akıl anlıyor, kalp seviyor.

Demek ki, sevginin merkezi kalp. Aynı şekilde korkunun, şefkatin, merhametin, endişenin, merakın ve nihayet imanın merkezi de kalp.

Getirilen bir delil üzerinde aklın düşünmesi, imana vesile olabilse de iman için sadece anlamak yetmiyor. Asr-ı Saadette, Allah Resulü’nü (asm.) evlatlarından daha iyi tanıyan müşriklerin, şu veya bu bahane ile iman yolundan sapmaları, bu yola girmemeleri bunun en açık delilidir.

“Bürhan, ancak onu görmek için bir menfezdir veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür.”

Mesela, bir çiçek Allah’ın birliğine açık bir delildir. Çiçek kimin ise, bahçe O’nun, bahar O’nun, su O’nun, toprak O’nun, hava ve ziya O’nundur.

Hakikat bu iken, bu küçük çiçeğin tevhid gibi büyük bir davayı ispata kâfi gelmeyeceğini söylemek, aklın değil, vehmin eseridir. İşte bu vehim tozlarını süpürmek üzere bürhan getirilir, deliler ortaya konulur.

Bütün bunlar, kalbin tasdik ve imanı için zemin hazırlamaktır. Ancak, kalp en açık delillere rağmen, “inat” ile, “bozuk inançlarla boyanmış olmanın bir sonucu olarak”, yahut Asr-ı Saadette yaşandığı gibi, “İnanacağım ama, Mekke’nin hanımları bana ne der!?..” gibi bir vehme kapılarak iman etmeyebilir.

(1) bk. Mesnevi Nuriye, Şemme.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

şeref askar

hüccet, geniş ve küllidir. delil ve burhanlardan oluşur.

Delil, genelde akli yönü ağır olup zihni çıkarımlardır. Ama kalbi de olabilir.

Evet kalbin hatmi, delail-i kalbiye ve vicdaniyeye aittir.
Sem'in hatmi, delail-i nakliye ve hariciyeye aittir.
İşarat-ül İ'caz (RNK) - 85

Burhan ise genelde kalbi ve vicdani olmakla birlikte aklide olabiliyor. Ayrıca şüphe getirmez ve kuvvetli/kati delile burhan denir. Külli burhanlar, bir çok delilden meydana gelebilir.

Alametler birleşir delil olur. Deliller birleşir burhan olur. Burhanlar veya delliller birleşir külli hüccetler olur.


Kat'ilik dereceleri

hüccet> burhan> delil > alamet(ayet)> karine

sarahat >delalet > işaret >remz > ima

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...