Block title
Block content

"Demek, Kur’ân’dan gelen o Sözler ve o nurlar, yalnız aklî mesâil-i ilmiye değil, belki kalbî, ruhî, hâlî mesâil-i imaniyedir. Ve pek yüksek ve kıymettar maarif-i İlâhiye hükmündedirler." Burayı, hassaten "hâlî" kısmı ile izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hâlî" ifadesi, imanın amele ve aksiyona dönüşmesidir. Mesela, Dördüncü Söz'ü anlayarak mütalaa eden bir Nur talebesinin namaza başlaması ve namazını hiç geçirmemesi hâlî bir durumdur.

Risale-i Nur'da namaza dair bahisleri okuduğu halde namaza başlamayan birisinde de "hâlî" durumlar yok demektir.

Risale-i Nur'un imana dair dersleri insanı amele ve aksiyona iter, yani hâlî bir durum oluşturur, demektir.

Hâlî durumu sadece ibadet olarak algılamamak gerekir, hâlî durum aynı zamanda güzel ahlakı da içinde barındırır. Yani Risale-i Nur'un imana dair dersleri insana güzel ahlakı da kazandırır. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...