"Demek, nasıl ki onun risaleti şu dar-ı imtihanın açılmasına sebebiyet verdi, لَوْلاٰكَ لَوْلاٰكَ لَمٰا خَلَقْتُ اْلاَفْلاٰكَ sırrına mazhar oldu. Onun gibi, ubûdiyeti dahi, öteki dar-ı saadetin açılmasına sebebiyet verdi." izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada Peygamber Efendimizin (asm.) şahsında bütün peygamberler kast edilir. Şu var ki, insanlara hakkı tebliğ, onları şirkten tevhide davet, ömürlerini rıza çizgisinde sürdürmelerini tavsiye ve kendilerini cennete layık bir kıymet almaya çağırma vazifesini en ileri mânâda ve en mükemmel şekilde icra eden Âhir Zaman Peygamberi Hz. Muhammed (sav.) olduğu için, O muhatap alınmıştır. Nitekim insanların bu kâinat kitabını doğru okumaları, bu âlemi ve kendilerini doğru değerlendirmeleri için peygambere ihtiyaç olduğunu güzelce ortaya koyan şu ifadeler, Peygamber Efendimiz (asm.) için söylenmişse de bütün diğer peygamberler için de geçerlidir:

“O bulunmazsa bütün maksatlar beyhude olur. Çünkü anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” (Sözler, On Birinci Söz)

Kâinat, hem bir mektep hem de okunması gereken bir kitap olarak yaratılmıştır. Ancak, "Niçin yaratılmıştır? Kim yaratmıştır? Bizden ne istemektedir ve kâinat ne mânâ ifâde etmektedir?" gibi yüzlerce sual cevap bulmadan kâinat bir mânâ kazanmaz. Öyle ise, bir elçi veya bir muâllime ihtiyaç vardır. O muâllim ise, başta Resul-i Kibriya Efendimiz (sav.) olmak üzere diğer bütün peygamberlerdir.

Öyle ise denilebilir ki, eğer bu elçiler olmasaydı, kâinatın yaratılmasının bir mânâ ve hikmeti olmazdı ve yine denilebilir ki, bu rehberler ve resûller olmasaydı, kâinat yaratılmazdı. Demek onların risâleti, kâinatın yaratılmasına sebeptir. Bu hikmet, en kâmil mânâda Resulullah Efendimizde (sav.) tecellî ettiği için, diğer nebilerin adına Resulullah Efendimize (sav.) hitap edilmiştir: "Sen olmasaydın ben felekleri yaratmazdım."

Peygamber Efendimizin (sav.) manevî şahsiyetini ve Allah katındaki mevkiini en güzel şu kudsî hadis bize bildiriyor:

"Ey Habibim, sen olmasaydın bu kâinatı halketmezdim."(1)

O Zat (sav.), her yönü ile en yüksek ve muallâ bir makamdadır, onun maddî ve manevî şahsiyeti bütün kâinatın ve mahlûkatın üstündedir.

Nasıl Allah’ın isimleri içinde İsm-i Azam varsa, bu isimlerin mazharları içinde de mazhar-ı âzam Peygamber Efendimizdir (sav.). Yani Peygamber Efendimiz (sav.) Allah’ın bütün isimlerinin en âzam derecede tezahür ve tecellî ettiği, en nuranî ve en güzel bir mahiyettir.

Tafsilat için Miraç Risalesi'ne bakılabilir.

(1) bk. El-Leali-l Masnua, Suyutî 1/272

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...