"Demek Risale-i Nur'un dâiresine yakın bulunanlar içine girmezse, tehlike ihtimali kavîdir." Yakın bulunanlardan kasıt kimler olabilir; buradaki tehlikeden maksat nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bu hasta ve gaddar ve bedbaht asrın belâ ve vebasından ve zulüm ve zulmetinden en mücerreb bir kurtarıcı, Risale-i Nur'un mizanları ve muvazeneleriyle, neşrettiği nur olduğunu kırk bin şahit vardır. Demek Risale-i Nur'un dâiresine yakın bulunanlar içine girmezse, tehlike ihtimali kavîdir."(1)

Her dönem ve asrın, bir galip düşünce yapısı ve o döneme ait gerekçeleri vardır. İşte o dönemde vazifeli müceddid veya mehdi, o dönemin şartlarına ve gerçeklerine münasip bir yol ve o asra uyumlu bir tarz ile gelir ve ona göre Kur’an'ı yorumlar. Bir cihetle o asra yöntem ve tarz olarak bir ayar çeker.

İşte o dönemin gereklerine uyan ve ona göre tarz geliştiren bir zata tabi olmayan, daima ezilir ve zarar görür. Bundan dolayı "Asrın imamına tabi olmayan cehalet üzerine ölür." tabiri, doğru bir tabirdir. Yanlış anlaşılmasın, "kafir olarak ölür" anlamında değildir. O zamanın şartları ve gerekleri altında ezilir anlamındadır. Bazıları da şirk ve küfürden kendini kurtaramaz. Üstad Hazretlerinin şu ifadeleri de bu inceliğe işaret eder mahiyettedir:

"Herkesin, imân mukabilinde, bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek dâvâsı başına açılmış. Eğer imân vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyyunluk tâunuyla çoklar o dâvâsını kaybediyor. Hattâ bir ehl-i keşif ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler. Acaba bu kaybettiği dâvânın yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi?"(2)

Kırk vefiyattan birkaç kişinin kurtulması meselesi, tahkiki imanı elde edemeyen ve imanı taklitte kalan ve dünyanın afaki meselelerine dalmış insanların halini ifade ediyor. Bu zamanda dünyada en önemli vazife; imanı kurtarmaktır, yani imanla kabre girmektir. İmanı taklitten tahkikiye çıkardıktan sonra, farzları yapan ve büyük günahları işlemeyen kurtulur inşallah...

Yoksa imanı taklitte kalan bir insan, cami cemaati de olsa tehlike içindedir. Saadet-i ebediyenin vesikası tahkiki imandır, imanda en küçük bir arıza ve şüphe bütün amelleri iptal eder, ehemmiyeti kalmaz, onun için imanı kavi hale getirmek bu zamanın birinci vazifesidir. Çünkü taklidi iman bu zamanın fenden ve felsefeden gelen inkar hücumuna karşı duramıyor, dayanamıyor. Sarsılmaz ve dayanıklı iman olan tahkiki imanı elde edemeyenlerin çoğu, bu davayı kaybetmişler ve etmeye de namzettirler.

Bu analizden sonra meseleye baktığımız zaman, tahkiki iman dersini veren Risale-i Nurların, insanların büyük bir kısmını kurtardığını ve ebedi felaketlerin önünde sarsılmaz bir set olduğunu görüyoruz.

Burada bir cemaat ya da bir meslek kast edilmiyor, kim asrın ilacı olan Risale-i Nur'un kıyısında ve köşesinde gezinip, onun tahkiki iman dairesine girmiyor ise, tehlike içindedir. Risale-i Nur'dan direkt istifade edilemese bile, onun fikir halesinden istifade edilebilir ki bugün bir çok cemaat ya da tarikat Risale-i Nur'un kuvvetli delilleri ile imanını kurtarıyorlar.

Dipnotlar:

(1) bk. Kastamonu Lâhikası, (74. Mektup).
(2) bk. Şualar, On Birinci Şua, Dördüncü Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

şehrayin
40 vefiyattan kaybedenler acaba ebediyen mi kaybediyorlar yoksa kabir azabı çekip kurtulabilirler mi
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Konu imanla kabre girmek olduğuna göre kaybedenler imansız kabre girenler olur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
vakıfmurt58
"Risale-i Nur dairesinin yakınında bulunan ehl-i ilim ve ehl-i tarîkat ve sofi-meşreb zâtlar, onun cereyanına girmek ve ilim ve tarîkattan gelen eski sermayeleriyle ona kuvvet vermek ve genişlemesine çalışmak ve şakirdlerini teşvik etmek ve bir buz parçası olan enaniyetini, tam bir havuzu kazanmak için, o dairedeki âb-ı hayat havuzuna atıp eritmek gerektir ve elzemdir." Kastamonu Lahikası ( 122 ) Burada üstad ehl-i ilim, ehl-i tarikat ve sofi-meşrep zatlar diyor. Benim aklıma takılan bu hizmet içerisinde olup dairede olmayanlar, daire yakınında olanlar da var mıdır? Yoksa daire yakınında olanlar yukarıda da ifade edildiği gibi ehl-i ilim, ehl-i tarikat ve sofi-meşrep zatlar ile münhasır mıdır?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Risale-i Nura yakın olup da dairenin içine girmeyen herkes bu kapsam içindedir diyebiliriz. Bu kimseler ehl-i ilim ve tarikat olabileceği gibi Risale-i Nura çok yakın olduğu halde tam içine girmeyenler de olabilir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ekesinan
Meseleye uyanmis ama hizmet edemeyen veya etmeyen insanlar bu konuya dahil oluyor. Ben de kalben tasdik ettigim halde hizmet bir turlu nasip olmadi.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ahmed Yahya

Veyahut Nur talebesi bile olabilirim bir hakikati uygulamaya gelince yapmiyorsam o hakikatin icine girmemiş olurum. Yani Risale i Nur lar da hakikati temsil ettigine göre 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...