Block title
Block content

Dersine çok çalışan birisi fiili duayı yaptığı için muvaffak olur, hal böyle olunca kafirler Allah'a ihtiyaç hissetmiyorlar ki dua etsinler?..

 
Soru Detayı:

Bir de duanın neticesinin uhrevi olması ifadesi belki sadece Nur Risalelerinde geçer ve bu manayı ekser ehli iman bilmiyor. Bu zatlar dua edip kabul edilmediğini (dünyada) görünce inkisarı hayale düşmezler mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Fiili dua, Allah’ın kainata koymuş olduğu kanunlara ve tertibe aynı ile uymak demektir. Kim kainata konulmuş olan bu kanun ve tertibe uyarsa, fiili duayı ifa etmiş ve karşılığını dünyevi nimetler olarak bizzat bu dünyada almış olur. Kafirlerin bu kanunlara riayet edip dünya nimetlerine erişmeleri, fiili duanın ifa edilmesi için kafidir, ayrıca bir de iman şuuru ile Allah’a dua etmesi gerekmiyor.

Yani kafir ne kadar inkar edip küfür içinde de olsa, kanunlara riayet etmekle, yani hal dili ile şunu demiş oluyor; "Allah’ım ben kanunlara uymak ile dediğini yaptım, sen de vaadini yani dünya nimetlerini gerçekleştir." demiş oluyor. Kafir bunu dili ve aklı ile söylemese de hali ile söylemiş oluyor. Saat nasıl şuuru ve haberi olmadığı halde insanlara zamanı bildiriyor ise, kafir de haberi ve şuuru olmadığı halde hali ve fiili ile dua etmiş oluyor; ama mükafatını peşinen burada alıyor, imansızlığın cezasını ahirette görecek.

İnsanlar maalesef duayı bir ibadet olarak değil, bir alışveriş vesilesi olarak değerlendiriyor. Haliyle ben dua ediyorsam O da vermekle mükellef gibi bir beklenti ortaya çıkıyor. Halbuki dualar insanın acizliğini ve fakirliğini anlayıp, aciz ve fakir olmayan Allah’a iltica etmesi ve onu o ihtiyaçlar ile tanıması ve ona sığınması içindir. Yani bizim dua etmemize sebep olan şeyler, dua ibadetinin habercisi ve vaktinin geldiğini bildiren ipuçları niteliğindedir.

Mesela hastalık geldi ise, demek duanın zamanı geldi demektir, hastalık gitti ise hastalığa mahsus olan ibadet veya duanın da bittiği anlamına gelir. Tıpkı akşam vaktinin akşam namazının kılınmasına bir işaret ve bir kalıp olması gibi...

"Neden dua ederiz?" sorusuna kısa kısa maddeler halinde cevap vermeye çalışalım:

Evvela; Dua bir sırr-ı azîm-i ubudiyettir. Belki ubudiyetin ruhu hükmündedir.” Yani dua ibadettir, insan ise ibadet etmek için yaratılmıştır.

İkincisi; bir çok ayet ve hadis duayı emrettiği için dua ediyoruz.

"Eğer duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?" (Furkan, 25/77)

Üçüncüsü; 

قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبِّى لَوْلاَ دُعَاۤؤُكُمْ Yani, "Eğer duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?" Âyetin sırrıyla, insanın hikmet-i hilkati ve sebeb-i kıymeti olan samimî dua ve niyaz...” (1)

Yani insan Allah katında kıymet ve fazileti dua ile kazanır.

Dördüncüsü; dua insanın Allah karşısında acizliğini ve fakirliğini anlayıp ona müracaat ederek, ihtiyaçlarını ondan talep etmesidir ki, bu Allah’ın hoşuna ve rızasına giden bir şuunattır. Bu yüzden Allah duada çok ileri giden kullarını çok sevmiş ve taltif etmiştir. Biz de Allah tarafından sevilip taltif edilmek istiyorsak, dua ile ona halimizi arz etmeliyiz.

Beşincisi;

Dua eden adam anlar ki, Birisi var, onun hâtırât-ı kalbini işitir, herşeye eli yetişir, herbir arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına medet eder. İşte, ey âciz insan ve ey fakir beşer! Dua gibi hazine-i rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medârı olan bir vesileyi elden bırakma. Ona yapış, âlâ-yı illiyyîn-i insaniyete çık, bir sultan gibi bütün kâinatın dualarını kendi duan içine al, bir abd-i küllî ve bir vekil-i umumî gibi اِيَّاكَ نَسْتَعِينُ  de, kâinatın güzel bir takvimi ol."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a.

(2) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...