Block title
Block content

"Diğer bir kısım ehl-i velâyet, Ehl-i sünnet ve cemaatin bazı desâtirleri haricinde ve usullerine muhalif bir caddede görünmüş. İşte şu kısım ehl-i velâyete bakanlar iki şıkka ayrıldılar:.." Bu ifadeleri devamı ile özetler misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ehl-i sünnet haricinde başka bir yol ile velayete ulaşmak mümkün değildir. Ama Ehl-i sünnet dairesinde iken, meslek ve meşrebinin vermiş olduğu bir takım manevi sarhoşluklardan dolayı Ehl-i sünnete muhalefet eden evliyalar olmuştur.

 Üstad Hazretleri bu gibi cezbe içinde olan evliyaları şu söz (mealen) ile formüle ediyor:

"Onlar hadi olabilirler, ama mühdi olamazlar. Yani kendileri manevi sarhoşluğun verdiği cezbe ile sorumlu olmayabilirler, ama başkalarına o halleri ile hidayet ve rehber olamazlar."

Üstad Hazretleri de dahil, Ehl-i sünnet uleması meseleye bu şekil bakmışlardır.

Bu gibi evliyaların hali tevhitte istiğraktır. Yani Allah’ın varlığı ve birliğinde öyle bir fena buluyorlar ki, masivayı, yani mevcudatı fark edemeyecek kadar kendinden geçiyorlar. Bu halde iken muhakeme ve akıl dengesi kaybolabiliyor. İşte bu halin galip olduğu süre içerisinde söylediği şeylerden ve yaptığı işlerden mesul olmuyorlar.

Nasıl güneşin şiddetli ışığında gözü kamaşmış bir adam, fener ve lamba  gibi zayıf ışıkları fark edemez. Aynı şekilde, Allah’ın varlığı ve birliğinde hapis olmuş evliyanın nazarı da başka şeyleri görmez veya inkar eder. Ne zaman göz kamaşıklığı gider, kendine dönerse o zaman muhakeme ve akıl hükmettiği için mesul olur. Bu dengenin gittiği ve istiğrakın hükmettiği süre içinde evliya masum ve mübarektir.

Aklı başında olan ve istiğrak haline tutulmamış birisi, bu gibi evliyaları istiğrak halinde iken taklit etse mesul olur. Burada mazeret sadece ve sadece o istiğrak halinedir; işilere ait değildir.

Bu istiğrak haline girip çıkan ve dengesiz söz ve davranışlarda bulunan evliya çoktur. Sadece Cibali Baba ile münhasır değildir. Birçok büyük ve meşhur evliyalar da bu hale muvakkaten girip çıkmışlar. Ama Ehl-i sünnet alimleri bu sözlerden dolayı bu zatları tekfir etmemişlerdir. Bunun sebebini yukarıda izah etmiştik.

Özet olarak,  tamamen Ehl-i sünnet'ten bağımsız olarak başka bir yol ile velayete vasıl olmak mümkün değildir. Ama Ehl-i sünnet olduğu halde bazı hallerin galebesi ile bazı vakitlerde geçici olarak  Ehl-i sünnet'in dışına çıkan evliyalar da olmuştur. Biz ne o evliyaları inkar ederiz, ne de istiğrak hallerindeki muvazenesiz sözlerini kabul ederiz. 

İlave bilgi için tıklayınız:

- Cibali Baba kıssası nedir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

drerkan
Muhterem hocam bir önceki soruyada yorum yazmıştım. Bu evliyalar kendileri sorumlu olmasalarda arkalarından gelenlerin sorumluluğunu taşımazlarmı. Sonuçta ehli sünnet ten insanları o zat çıkarıyor. Ona bağlanmış insanlar onu takip ediyorlar.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Aişe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Üç kişiden kalem kaldırıldı.
1. Uyuyan uyanıncaya kadar,
2. Deli akıllanıncaya kadar,
3. Çocuk büyüyünceye, ihtilam oluncaya kadar (bunlara sorumluluk yoktur).’
buyurdu.”(1)
Bu mübarek evliyalar o hallerinde meczub oldukları için mesul olmuyorlar. Meczub olmalarına neden olan şey ise şiddet-i tecellidir.
Bu mübareklerin durumu, güneş ışığının içinde gözü kamaşan bir adamın sair zayıf ışıkları fark edememesi gibidir. İbn-i Arabi Hazretleri Allah’ın varlık güneşinden gözü kamaştığı için sair zayıf varlıkları görememiştir. Bundan dolayı da "Allah’tan başka mevcut yok." demiştir. Ama kendine geldiği zaman, yani gözündeki kamaşma gittiği zaman, sair varlıkları kabul etmiştir. Bu sebepten dolayı Ehl-i sünnet alimleri İbn-i Arabi’yi mazur saymışlardır.
(1) bk. Ebu Davud (4398) Nesei (3432) Darimi (2/93) İbni Mace (2041) İbni Hibban (142) İbnu’l-Carud (148) Hâkim (2/59) Ahmed (6/100)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...