Block title
Block content

"Dili kulağına itiraz etmez, kalp ruhun ayıbını görmez!" ifadesini, insanın bedenindeki maddi ve manevi işleyişine tatbik edip, sonra da hizmetin şahs-ı manevisine tatbik edebilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan vücudu tam bir dayanışma ile çalışır. Bir ayak diğer ayağa çelme takmadığı gibi kalb de ruhun ayıbını görmez. Yani bir insan tutup da kendi hatalarını başkalarının içinde teşhir etmez.

Benzeri bir durum cemaat ruhunda da olur ve olmalıdır. Tenkide medar haller olsa bile, bu teşhir edilmeden bünye içinde halledilir ve edilmelidir.

Müminler birbirlerine karşı kargir taşlar gibi girift olmalı, birbilerine destek olmalı, birbirlerinin ayıbını görmemeliler. Bu şekildeki bir toplumun üstesinden gelmeyeceği mesele olmaz.

Örnek mi istersiniz işte size Asr-ı saadet. Onlar "Kalb ruhun ayıbını görmez." hakikatını hayatlarının her lahzasında yaşamış ve yaşatmışlardı.

İslami esasları yaşamak ve yaşatmak bu asırda da mümkün olduğuna göre, herkes en azından bu İslami terbiyeye evvela nefsinden sonra evinden başlamalı. Gerek komşusuyla gerekse de mahalle ve kasabasındaki kişilerle dostane yaşamak ve uhuvvet, kardeşlik tohumunu neşvu nemalandırmakla her mümin görevli olmalıdır.

Bu şekildeki bir faaliyetle gerek ruhen, gerek vücud olarak, gerekse de toplum olarak huzura kavuşacağımız biiznillah muhakakktır.

"Bu hizmet-i Kur'âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev'inden gıpta damarını tahrik etmemektir."

"Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder. Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır."(1)

Bedenimizin yaşaması azalar arasındaki şiddetli ahenk ve uyumdan dolayıdır. Mesela kalp çalışmasa, beynin çalışması bir işe yaramaz. Akciğer görevini yapmasa, böbreğin tıkır tıkır çalışmasının bir önemi yoktur. İnsan vücudunun hayatı ve devamı öyle bir hassasiyet içindedir ki, vücuttaki bütün azaların tam ve uyum içinde çalışmaları gerekiyor. Birisi diğerine çelme atsa, ya da rakibane hareket etse, hayat uçar, vücut dağılır ve ölür. Vücut ve azalar arasındaki bu şiddetli uyum ve ahenk bir mücerret hakikattir, her hususa tatbik edilebilir.

İnsanın nasıl ki, maddi bir bedeni ve bu bedenin mükemmel bir uyum ve işleyişi varsa, aynı şekilde manevi bir bedeni ve bu bedenin de mükemmel bir uyum ve işleyişi mevcuttur. Mesela maddi bedenimizde beyin ne ise, manevi bedenimizde akıl odur. Maddi cesedimizde kalp ne ise, manevi cesedimizde gönül odur. Maddi cesedimizde akciğer ne ise, manevi bedenimizde vicdan odur. Maddi bedenimizde gözümüz ne ise manevi bedenimizde basiret odur vs...

İşte, nasıl maddi bedenimizi ayakta tutan ve yaşatan uyum ve ahenktir, aynı şekilde insanın manevi beden ve cesedini yaşatan ve ayakta tutan şey de  manevi cihaz ve duyguların şiddetli uyum ve ahenk ile işlemesi ve çalışmasıdır. Şayet akıl kalbe, kalp basirete, basiret vicdana muhalefet etse, manevi bedenin düzeni ve ahengi kaçar, intizam ihtilale ve bozulmaya yüz tutar ve en sonunda manevi hayat söner ve ölür. Bu yüzden aklı ile vicdanı arasında sıkışanlar, manevi buhrana giriyorlar. Aslında bütün psikolojik rahatsızlıkların temelinde bu manevi anarşizm bulunuyor. Yani kalbi yılan ve çıyan ile dolmuş birisi, pis bir iş yaptığı zaman, az buçuk bozulmamış olan vicdanı müteessir oluyor. Halbuki bu manevi aza ve cihazlar  İslam terbiyesi ile uyum içinde hareket etseler, mükemmel bir uyum ve ahenk içinde huzuru bulacaklar.

Aynı manayı cemaate de tatbik edebiliriz. Cemaat, maddi ve manevi bedenimizin büyük ölçekli şeklidir. Aynı intizam ve ahenk, cemaatin de bir gerçeğidir. Şayet cemaat bedeninde o uyum ve ahenk olmaz ise, cemaat dağılır ve vazifesini yapamaz. İhlas, cemaat bedenini bir arada tutan manevi bir yapıştırıcı veya çimento gibidir. Ruh çıkınca, nasıl beden dağılıyor ise, ihlasın olmadığı bir yerde de cemaat bedeni dağılmaya mahkumdur.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a.    

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...