Block title
Block content

"Dimağda merâtip var, birbiriyle mültebis, ahkâmları muhtelif... " Devamında geçen "tahayyül", "tasavvur", "taakkul", "iz'an", "iltizam" ve "itikat" kavramlarını açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Dimağda merâtip var, birbiriyle mültebis, ahkâmları muhtelif. Evvel tahayyül olur, sonra tasavvur gelir."

"Sonra gelir taakkul, sonra tasdik ediyor, sonra iz'an oluyor, sonra gelir iltizam, sonra itikad gelir."

"İtikadın başkadır, iltizamın başkadır. Her birinden çıkar bir hâlet. Salâbet itikaddan,"

"Taassup iltizamdan, imtisal iz'andan, tasdikten iltizam, taakkulde bîtaraf, bîbehre tasavvurda,"

"Tahayyülde safsata hâsıl olur, mezcine eğer olmaz muktedir."

"Bâtıl şeyleri güzel tasvir etmek, her demde, sâfi olan zihinleri cerhtir, hem idlâli."(1)

Tahayyül: Hayal etmek, bir şeyi önce zihinde canlandırmak demektir. İnsan zihnini bir düşünce fabrikasına benzetecek olursak, düşüncenin ilk işlem ve ham durumu bu hayal kısmıdır. Yani insan önce hayal ederek düşünmeye başlar.

Tasavvur: Bir şeyi zihinde şekillendirmek, tasarlamak manalarına geliyor. Yani hayal edilen tabloların biraz daha işlenmiş ve şekillenmiş aşaması oluyor. Kalpten gelen soyut manalar, hayal ve tasavvur aşamasında betimlenip şekilleniyor. Böylece ilk somut merhalesi başlamış oluyor.

Taakkul: Düşüncelerin hayal ve tasvir aşamasından çıkıp akıl odasında değerlendirildiği aşamadır. Yani akıl bu hayal ve tasvirleri eline alıp inceliyor, tahkik etmeye başlıyor. Daha da somut bir veri haline dönüşüyor. 

Tasdik: Bir fikrin ya da düşüncenin hayal, tasvir ve akıl edilme aşamasından geçip onaylandığı ve doğru telakki edildiği aşamadır. Bu aşamada akıldan ziyade kalp hükmeder. Yani onaylamak veya onaylamamak işlemi kalbin bir hassasıdır. Tasdik hükümdür ve kişi bundan mesuldür. Diğer hayal, tasvir ve taakkul aşamaları  hüküm olmadığı için kişi mesul olmuyor. 

İz’an: Basiret, anlayış ve teslim olup itaat etmek manalarına geliyor. Bir şeyin hakkaniyetine ve doğruluğuna kalp ve akıl ile beraber karar vermek demektir. Bazen kalp bilir akıl bilemez akıl bilir kalp karar veremez. İz’an da ise hem akıl hem de kalp şuur ve idrak içindedir. 

İltizam: Bir şeyi kendine lâzım kılma, icrasına cehdettiği şeyi kendi üzerine vâcib ve zorunlu kılma haline denir. Aynı zamanda  bir şeyi gerekli bulma, tarafgirlik etme, birinin tarafını tutmak manasına da geliyor. İnsan akıl ve kalp olarak gerekli ve doğru bulduğu bir şeyi artık kendi için icra edilmesi, gerekli görev olarak görür ve ona bütün gayreti ile taraftarlık gösterir.

İtikad: Bir şeyi kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmek demektir. Artık bu aşamada fikirler ve düşünceler düşünce ve fikir değil, inanç meselesi haline gelmiştir. Bu inancın da çok mertebe ve makamları vardır. Düşünce fabrikasının mahsul ve ürün verme merhalesi denilebilir.   

(1) bk. Sözler, Lemeat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...