Block title
Block content

"Dimağda merâtip var, birbiriyle mültebis, ahkâmları muhtelif. Evvel tahayyül olur..." cümlesi ile "Mânâlar kalbden çıktıkları vakit, suretlerden çıplak olarak hayale girerler..." cümlesi çelişmiyor mu? Evvel tahayyül mü, manalar kalbden mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Manaların kalpten geliyor olması, hayalin ilklik pozisyonuna halel vermez. Hayal sadece manayı kalpten alıyor. Yoksa elbisleri dimağda (akılda) dokuyan yine hayalimizdir. Bir fabrikanın mamüllerini dışardan alması gibi...ama oluşacak şeyler fabrikanın kalıplarında teşekkül ettikten sonra dışarıda görülebiliyor. İstifade edilebiliyor. Şeker pancarında şeker görülmez. Bir şeker fabrikasında bazı işlemden geçtikten sonra o şeker pancarının şekere dönüşmesi gibi...

Hayal, insanda zabtı güç kuvvetlerden birisidir. İnsan, günahları önce hayal eder, sonra gerçekleştirir. Mesela, bir hırsız, hırsızlık eylemini yapmazdan önce hayalen defalarca çalar. Katil, öldürmeden evvel defalarca öldürür.

Gerçi sadece hayalinde çalan veya öldüren birisi, hırsız veya katil sayılmaz. Fakat böyle şeyleri devamlı hayal eden, bunlara düşmekten kurtulamaz. Bundan dolayı hayali daima güzel şeylerle meşgul etmek gerekir. Tabiat boşluk kabul etmediğinden iyi-güzel şeylerle uğraşmayan bir hayal, kötü-çirkin şeylerle meşgul olmaya mahkûmdur.

İnsanın fiilleri meyillerden doğar. Duyduğu, gördüğü, düşündüğü, hatta hayal ettiği şeyler, bu meyilleri besler veya parçalar. Mesela, ölümü düşünmek, haram meyilleri kırar. Hapsi düşünmek, kanunun suç kabul ettiği hareketlere engel olur.

Nefsanî ve şehvani meyillerde en etkili hâl, Allah’ı düşünmektir. Allah’ın kitabında haram-helal bildirilmiştir. “Ben Allah’ın kulu ve askeriyim.” diyen biri helallerden istifade eder, haramlardan uzak kalmaya çalışır. İçinde harama karşı bir meyil uyandığında vicdanındaki ses, Allah’ın hükmünü hatırlatır, o meyli azaltır, söndürür.

Nefis, kolay kolay gerçekleri kabullenmek istemez. Fakat gerçekler iyi bir üslupla, isbatlı bir şekilde ve temsillerle anlatılabilirse nefis de sonunda kabule mecbur olur. Eğer tümüyle kabul eder, kanaat ederse ikna olur. Kanaat etmez, fakat itiraz da yapamaz hale gelirse ilzam olur. İkna, ilzamdan çok daha kuvvetlidir. Nefsin, her bir meselede ikna olmasını beklemek boşuna bir hayal olabilir. Fakat en azından ilzam etmek mümkündür.

Kur’an-ı Kerim içkiyi bir rics / pislik olarak vasıflandırır, Artık vazgeçtiniz, değil mi?” der.

İçkiye müptela birisi, ayetin manasını, hayalini de devreye sokarak anlamaya çalışsa, sözgelimi devamlı içtiği birayı merkebin sidiği gibi, hatta daha da pis bir şey olarak algılasa, içkiyi çok daha kolay terk edebilir.

İradesi zayıf olan birisi, her ne kadar ikna ve ilzam olsa da müptela olduğu kötü şeyleri kolay kolay terk edemez. Böyle birisi, freni bozuk bir arabaya benzer. İrade freni tutmadığından hemen bir anda alışkanlıklarından vazgeçemez. Fakat iradesini güçlendirirse, hayatında yeni bir dönemi başlatmış olur...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

arifavci
soru? Fakat iradesini güçlendirirse, hayatında yeni bir dönemi başlatmış olur. irade nasil güclendirilir...? vesselam
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...