Dinimiz ilim ve teknoljiye çok açık, bunun misalleri tarihte de mevcut. Ama son yıllarda Türkiye dışındaki İslam ülkelerinin ilme hizmetleri yok denecek kadar az. Bunun sebepleri olarak ne gösterilebilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Merhum Mehmet Kırkıncı Hoca'mızın bu konudaki yazısını istifadenize sunuyoruz:

“Terakkinin kaynağı ilimdir. İnsanlar için kaçınılması gereken en büyük düşman cehalettir. Çünkü bütün terakki ve tekâmüllerin engeli, bütün tedennilerin kaynağı cehalettir. Kur’ân, yüzlerce âyet-i Kerîmesinde insanları dinî ve dünyevî ilimleri öğrenmeye teşvik eder. Bunlardan ikisini takdim edelim:

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer Suresi, 39/9)

“Eğer bilmiyorsanız, zikir (ilim) ehline sorun.” (Nahl Suresi, 16/43)

Peygamberimiz Efendimizin (sav.) ilme teşvik eden pek çok hadis-i şeriflerinden bazılarını dikkatinize sunmak istiyorum:

“Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.”

“Her şeyin bir yolu var. Cennetin yolu ilimdir.”

“İlim Çin’de bile olsa, gidiniz, alınız, tahsil ediniz.”(Beyhaki, Şuabu’l-İman, Beyrut, II/254)

“Hikmet mü’minin yitik malıdır. Nerede bulsa alır.” (Tirmizi, İlim 19)

“Kadın ve erkek her Müslüman’a ilim öğrenmek farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 17)

Bilindiği gibi, Peygamber Efendimiz, Medine-i Münevvere’ye teşriflerinde ilk iş olarak mescid ile birlikte medresesini tesis etti. O medresede okuyan o günün talebelerine “ehl-i suffa” deniliyordu. Bunlar bütün hayatlarını ilim ve irfana vakfetmişlerdi. Günümüze kadar gelen bütün İslâm mektep ve medreselerinin temeli bu Suffa Medresesidir.

Eğer din terakkiye engel olsaydı, Asr-ı saadetteki gözler kamaştıran o terakki, Avrupa’nın üstadı olan Endülüs’teki o tekâmül, dünyayı hayrette bırakan Selçuklu ve Osmanlı medeniyetleri vücuda gelebilir miydi? İslâm aleminde İmam Gazali, İbn-i Sina, Farabî, İmam Rabbani, Mevlâna Celaleddin Rumî gibi binlerce ulema ve hükema yetişebilir miydi!

İslâm’ın ilme karşı olmasının düşünülemeyeceğini Bediüzzaman Hazretleri şöyle dile getiriyor:

“Köle efendisine ve hizmetkâr reisine ve veled pederine nasıl düşman ve muarız olabilir? Hâlbuki İslâmiyet, fünunun seyyidi ve mürşidi ve ulûm-u hakikiyenin reis ve pederidir.” (Muhakemat, 10)

Günümüz Müslümanlarının, ilim ve teknoloji sahasında istenilen seviyeye gelmedikleri bir gerçektir. Fakat bu geri kalmışlığın sebeplerini, İslâmiyet’e mâl etmek ve onda aramak gerçeği kesinlikle aksettirmez.

Bazı çevreler, fennin her keşfini, dine karşı kazanılmış bir zafer gibi ilan ediyorlar. Bu, fenni inkâr eden bir batıl din için doğru olabilir. Ama bir Müslüman bu tür gelişmeleri, “Allah’ın kudret kitabı olan şu kâinattan bir sırrın daha çözülmesi” şeklinde değerlendirir. Yeni keşifleri duydukça, Allah’ın ilmine ve hikmetine karşı hayranlığı ve hayreti daha da artar.

Konunun çok ehemmiyetli bir yanı da şudur: Hak kitaplarının en sonuncusu ve en mükemmeli olan Kur’ân-ı Kerîm’de insanları fen ilimlerinden yasaklayan bir tek hüküm mevcut değildir. O halde bazı kimselerin İslâm’ın ilim ve tekniğe karşı olduğunu iddia etmeleri tamamen asılsız ve kasıtlıdır.

Müslümanların İslâm ruhundan uzaklaştıkları, daha doğrusu, planlı bir şekilde uzaklaştırıldıkları son bir asırlık dönemi esas alıp, on dört asrın bütün terakki ve tekâmüllerini görmezlikten gelmek insafla asla bağdaşmaz.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...