Block title
Block content

Dinlerin özünün aynı olması, peygamberlerin aynı şeyi anlatmasına binaen; Peygamber Efendimiz ve Kur'an neden en son geldi? Bu konuda Bediüzzaman'ın görüşleri nelerdir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu sorunun cevabı Üstad Hazretlerinin şu veciz analizidir:

"Enbiya-yı sâlife zamanında tabakat-ı beşeriye birbirinden çok uzak ve seciyeleri hem bir derece kaba, hem şiddetli ve efkârca iptidaî ve bedeviyete yakın olduğundan, o zamandaki şeriatler, onların haline muvafık bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hattâ bir kıt'ada, bir asırda ayrı ayrı peygamberler ve şeriatler bulunurmuş."

"Sonra, Âhirzaman Peygamberinin gelmesiyle, insanlar güya iptidaî derecesinden idadiye derecesine terakki ettiğinden, çok inkılâbat ve ihtilâtatla akvâm-ı beşeriye birtek ders alacak, birtek muallimi dinleyecek, birtek şeriatle amel edecek vaziyete geldiğinden, ayrı ayrı şeriate ihtiyaç kalmamıştır, ayrı ayrı muallime de lüzum görülmemiştir. Fakat tamamen bir seviyeye gelmediğinden ve bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyede gitmediğinden, mezhepler taaddüt etmiştir. Eğer, beşerin ekseriyet-i mutlakası, bir mekteb-i âlinin talebesi gibi, bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyeyi giyse, bir seviyeye girse, o vakit mezhepler tevhid edilebilir. Fakat bu hal-i âlem o hale müsaade etmediği gibi, mezâhib de bir olmaz.”(1) 

Semavi dinler esas ve temel noktasında aynıdırlar. Yani Hz. Âdem (as)'dan Hz. Peygamber Efendimiz (asm)'e kadar gelen ve geçen bütün dinlerin temeli ve esası aynıdır. Bu noktadan bakıldığında, hak din tektir oda İslâm dinidir. Bu temel ve esas olan kısım ise iman ve bazı ibadetlerdir. İman ve bazı ibadetler bütün semavi dinlerde aynıdır, değişmezler.

Ama bir de insanların örf ve âdetlerinden kaynaklanan farklı cemiyet ve toplumsal yaşamları vardır. Allah bu toplumsal farklılıkları nazara alarak, her toplumun bünyesine uygun şeriat ve nebiler göndermiştir. Hatta aynı zaman ve mekân içinde iki farklı din ve iki farklı peygamber bile gönderilmiştir. Hz. Musa (as) ile Hz. Şuayb (as)‘ın farklı şeraitleri buna delildir. Tabi bu farklılıklar dinin temelinde ve kökünde değil, toplumsal yaşama bakan detay meselelerdedir. Hz. Musa (as)’in getirdiği katı ve zor şeriatı, Hz. İsa (as) daha yumuşak ve kolay hâle getirmiştir. Hz. İsa (as)'da helal olan bazı şeyler İslam şeriatında haram kılınmış, haram olanlar da helal kılınmıştır.

"Zamanın değişmesi ile hükümler de değişir." kaidesi, hem İslâm fıkhının hem de kâinata konulan adetullahın  ana prensiplerindendir. Ama bu hüküm, değişkenlik gösteren insanların toplumsal yapısı ile ilgilidir. Zira insanlık sürekli değişim ve dönüşüm ile tekamül ediyor, yani basitten mükemmele doğru gelişip mükemmelleşiyor.

Hz. Âdem (as) zamanındaki toplumsal yapı ile Peygamber Efendimiz (asm)'in dönemindeki toplumsal yapı  arasında çok azami farklar ve farklılıklar olmuştur.

İnsan biyolojik anlamda nasıl bebeklik dönemi ile başlayıp ihtiyarlık ve ölüm ile son bulan bir dönem ve süreç geçirir. Ve bu süreç ve dönem basitten mükemmele doğru seyreder. Bu süreç içerisinde insan çok zorluklar ve meşakkatler çekerek kemal bulup olgunlaşır.

Aynı süreçler, dönemler ve olgunlaşmalar, geniş manada insanlığın toplumsal ve sosyal hayatında da caridir. Yani insanın biyolojik  hayatında olduğu gibi toplumlar da basitten mükemmele doğru ilerleyip olgunlaşır.

İnsanlık iletişim ve ulaşım araçlarının gelişmesi sayesinde ortak ve evrensel değerlere doğru yaklaştığı için, Allah son peygamberini ve son dinini insanlığa göndermiştir. Artık farklı nebi ve dinlere ihtiyaç kalmamıştır.

Yani Hz. Âdem (as)’in dönemi insanlığın ilkokul dönemi ve Hz. Âdem (as) da bu okulun muallimi iken,  Hz. Peygamber Efendimiz (asm)'in dönemi insanlığın fakülte dönemi, Efendimiz de bu fakültenin rektörü ya da müderrisi durumundadır. Kur’an da ona göre gönderilen bir kitap niteliğindedir.

İlkokula giden bir çocuğa üç bilinmeyenli denklem öğretilmez. Kur’an’ın en son ve en azam şekilde inmesinin ince sırrı, insanlığın bu tekamül esasına dayanmaktadır.

(1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz, Hatime.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Yirmi Yedinci Sözün Hatimesi | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1766 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...