Block title
Block content

"Doğrudan doğruya Kur’ân kendi kendini müdafaa edecek." cümlesi "Kur'an'ı biz koruyacağız." mealindeki ayet ile çelişmiyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bir büyük infilak olacak. O infilak ve inkılabdan sonra, Kur'an etrafındaki surlar kırılacak. Doğrudan doğruya Kur'an kendi kendine müdafaa edecek. Ve Kur'an'a hücum edilecek, i'cazı onun çelik bir zırhı olacak. Ve şu i'cazın bir nevini şu zamanda izharına, haddimin fevkinde olarak benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım."(1)

"Kur´an´ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız."(Hicr, 15/9)

Allah’ın Kur’an’ı koruması direkt ve dolaylı olmak üzere iki türlüdür.

Direkt koruması, Kur’an’ın mucizevi özelliklere sahip olmasıdır. Yani Kur’an’ın altı, üstü, sağı, solu mucizelerle donatıldığı için, Kur’an’ı tahrif etmek mümkün değildir. Bütün insanlar ve cinler toplansa Kur’an’a bu açıdan zarar veremezler, onu bozamazlar.

Dolaylı koruması ise, sebepler vesilesi ile korumasıdır. Alimler, evliyalar, medreseler, devletler, ordular, adil halifeler,.. bunların hepsi Kur’an’a hizmet ederek, Kur’an’ın yücelmesine ve korunmasına dolaylı bir şekilde vesile olmaktadırlar.

Mesela, Hazreti  Ebubekir (ra)’in dağınık bir şekilde bulunan Kur’an’ı bir kitap halinde toplatması, Hazreti Osman (ra)’in bu kitabı çoğaltması, hafızların ezberlemesi, alimlerin Kur’an’ın incelik ve güzelliklerini tefsir ederek insanların anlayacağı bir şekle getirmesi, hep Kur’an’ın dolaylı bir şekilde korunmasıdır.

Modern felsefe Kur’an’a itiraz edip sorular yöneltiyor, Bediüzzaman da bu itirazlara Kur’an'dan aldığı güç ve ilhamla cevaplar vererek onları susturuyor. Yani Kur’an’ın korunmasına dolaylı bir şekilde vesile oluyor.

Her dönemde her asırda Kur’an’ın düşmanları olduğu gibi, dostları da olmuştur. Düşmanları Kur’an’ı tahrif edip yok etmeye çalışırken, dostları onlara karşı Kur’an’ı müdafaa ederler. İşte dostların müdafaası Kur’an’ı dolaylı korumaktır.

Birçok insan Kur’an’ı yüzünden bile okuyamaz, ama Onun Allah’ın kitabı olduğuna da iman eder. Bu insanların Kur’an’a olan imanını temin eden hakikatte Allah’tır, ama sebepler açısından da öğretmenler, imamlar, alimler, müfessirlerdir. Bu incelikleri iyi tahlil etmeden ayeti zahiri üzerine anlamak yanlış olur.

Risale-i Nur'u okudukça Kur’an’a olan iman ve muhabbetimiz artıyor ise, bu da Kur’an’ın korunmasına dolaylı bir şekilde hizmet etmek anlamı taşımaz mı?!.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Yedinci Risale olan Yedinci Mesele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 563 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Nurun fedaisi
Cevabınız için Allah razı olsun.. ama bir tek şu yer kaldı.. "Ve Kur'an'a hücum edilecek, i'cazı onun çelik bir zırhı olacak." Tabirlerini "Kur'ân'ın zırha ihtiyacı yok.." diye tenkid edenlere ne cevap verebiliriz.. Burayı da izah ederseniz sevinirim.. Selam ve dua ile..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

 "İ'cazı onun çelik bir zırhı olacak." İ'caz burada Kur'an'ın mucizevi özellik ve yönleridir.
Kur'an'ın mucize olması, onun tahrif edilmesinin önünde bir zırh bir koruyucu kalkandır. Risale-i Nur ise, sadece bu mucize olan yönleri izah ve ispat ediyor. Bunun neresi medar-ı tenkit olabilir anlamak zor!.. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...