Block title
Block content

Dördüncü Kısım’da insan fıtratının camiiyeti, eşref-i mahlukat olduğu, vazifesi ve ubudiyeti özet olarak beyan edilmiştir. Bu konuyu biraz tafsilatlı olarak izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Dördüncü kısım: 'İnsan'dır. Şu kâinat sarayında bir nev’i hademe olan insanlar, hem melâikeye benzer, hem hayvânâta benzer. Melâikeye, ubûdiyet-i külliyede, nezâretin şümûlünde, marifetin ihâtasında, Rubûbiyet’in dellâllığında meleklere benzer. Belki insan daha câmi'dir. Fakat, insanın şerîre ve iştihâlı bir nefsi bulunduğundan, melâikenin hilâfına olarak, pek mühim terakkiyat ve tedenniyâta mazhardır."

"Hem, insan, amelinde nefsi için bir haz ve zâtı için bir hisse aradığı için, hayvana benzer. Öyle ise, insanın iki maaşı var: Biri cüz'îdir, hayvanîdir, muacceldir. İkincisi melekîdir, küllîdir, müecceldir. Şimdi, insanın vazifesiyle maaşı ve terakkiyat ve tedenniyatı, geçen yirmi üç adet Sözlerde kısmen geçmiştir. Hususan On Birinci ve Yirmi Üçüncü’de daha ziyade beyân edilmiş. Onun için şurada ihtisar ederek kapıyı kapıyoruz. Erhamürrâhimîn’den rahmet kapılarını bize açmasını ve şu Söz’ün tekmîline tevfîkını refik eylemesini niyaz ile, kusurumuzun ve hatâmızın afvını talep ile hatmediyoruz.”(1)

On Birinci ve Yirmi Üçüncü Sözlerde insan hakkında çok geniş bilgi verilmiştir.

Bu derste insanın, özellikle, hayvanlarla ve meleklerle ortak yönlerine bazı işaretler ediliyor. İnsanın “ubûdiyet-i külliyede, nezâretin şümûlünde, marifetin ihâtasında, Rubûbiyet’in dellâllığında meleklere” benzediği, “amelinde nefsi için bir haz ve zâtı için bir hisse aradığı için” de hayvana benzediği beyan ediliyor. Bu nokta üzerinde kısaca duralım:

İnsanın meleklere benzediği cihetler sayıldıktan sonra “Belki insan daha câmi'dir.” buyruluyor.

Ubudiyet; bir kul olarak, her işini, her hareketini ve her hâlini Allah’ın razı olacağı şekilde tanzim etmek demektir. İnsan kuldur ve görevi de ubudiyettir, kulluktur. Yerken helal lokma yiyecek, konuşurken doğru konuşacak, iş yaparken İslâmî ölçülere göre yapacak, kalbini, aklını, hayalini, hafızasını ve diğer bütün latifelerini rıza çizgisinde istimal edecektir.

Melekler de ubudiyet görevinde hiç hata yapmayan ve bundan zevk alan varlıklardır. Şu var ki, insanın ubudiyet dairesi meleklerden daha geniştir. İnsanın istidadının zenginliği sebebiyle onun yaptığı birçok görev melekler için söz konusu olmaz. Ticarette dürüst davranmak, hastalandığında sabretmek, helal dairesinde yiyip içmek gibi birçok ubudiyet görevleri meleklerde yoktur.

Tefekkür konusunda da insan daha câmi’ tefekkür edebilmektedir. Bir bitkinin tesbihini temsil eden ve ondaki İlâhî sanatı tefekkür eden bir melek, ne o bitkinin hangi vitaminleri taşıdığını bilir, ne de hangi hastalığa ilaç olabileceğini.

Marifet konusunda da insan daha câmi’dir. Allah’ı bütün esmâ ve sıfatlarıyla tanıyabilmesi için insana meleklerden çok daha fazla sıfatlar ve şuunat verilmiştir. Ene bahsinde bu konunun geniş izahı yapılmıştır.

Rububiyetin dellallığı sahasında da en ileri makam başta Peygamber Efendimiz (asm.) olmak üzere bütün peygamberlerin ve onların varisi olan büyük âlimlerindir. Hiçbir melek bu konuda o kâmil insanlara yetişemez.

İnsanların hayvanlarla müşterek oldukları cihet ise “Hem, insan, amelinde nefsi için bir haz ve zâtı için bir hisse aradığı için, hayvana benzer.” cümlesiyle ifade ediliyor. Meleklerde nefsî haz yoktur, onların bütün hazları, sürurları, zevkleri Allah namınadır. Sadece Allah’a ibadet eder, O’nu tesbih ve O’na hamd ederler. Bu görevler, aynı zamanda onların en büyük zevk kaynaklarıdır. İnsan ise yaptığı işlerde ya, yeme-içme gibi maddî zevkleri arar ve onlardan lezzet alır; yahut servet ve makamıyla, bilgi ve tecrübesiyle övünmekten ve başkalarınca methedilmekten hoşlanır. Bu zevklerin her ikisi de nefsanîdir. Hayvanlarda bu ikinci zevk söz konusu değildir. Ancak, yeme-içme gibi maddî zevklerden hoşlanma noktasında insanlarla hayvanlar arasında müştereklik vardır.

İnsan, aldığı bütün maddî zevkleri şükür ve hamd ile manevî kazançlara çevirebilir. O zaman, bu çeşit zevklerde de hayvanlardan ayrılmış olur. 

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...