Block title
Block content

Dördüncü Nükte’de insan, nâzik ve nâzenin bir çocuğa benzetiliyor. "Za’fında büyük bir kuvvet ve aczinde büyük bir kudret olduğu" nazara verilerek, bu sebeple "şu mevcudâtın ona musahhar olduğu" ifade ediliyor. Bunu nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu Nükte’de zaaftaki kuvvet ve aczdeki kudret konusunda üç örnek verilmiştir. Bunlardan birisinde şöyle buyruluyor:

“Nasılki, nazdar bir çocuk, ağlamasıyla, ya istemesiyle, ya hazin hâliyle, matlublarına öyle muvaffak olur ve öyle kavîler ona musahhar olurlar ki, o matlublardan binden birisine, bin defa kuvvetciğiyle yetişemez.”(1)

Bilindiği gibi anne ve babanın çocuğa hizmet etmeleri, şefkat ve merhametlerindendir. Yoksa çocuk onları şahsî kuvveti ve kudretiyle kendine hizmet ettiriyor değildir.

Güneşinden denizine, arısından balığına kadar bütün mahlûkatın insana hizmet etmeleri de Allah’ın rahmetiyle ve  ihsanıyla gerçekleşir. İnsanın bu varlık âlemini kendi  şahsî kuvvetiyle emrinde çalıştırmadığı açıktır.  Allah, onun zaaf ve aczine merhameten bu mahlûkatı ona hizmet ettirmektedir. İşte bu hakikat “zaaftaki kuvvet ve aczdeki kudret”  şeklinde nazarımıza sunulmuş bulunuyor.

(1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...