Block title
Block content

Dördüncü Suret'te, hadsiz sehavet ve hesapsız hazineler ve antika sanatların; Cenâb-ı Hakk'ın kemalatını, cemal-i manevîsini ve hüsn-ü mahfisinin letaifini gösterdiği ifade ediliyor. Bu cümleyi misallerle biraz daha açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kemal, “üstün olma, en ileri derecede bulunma, noksansız olma” gibi manalar ifade eder. Cemal ve hüsün kelimelerinin her ikisi de “güzellik” olarak tercüme edilir. Çoğu kez birbirinin yerine kullanılırlar.

Ancak, insanlar arasında, cemal kelimesi, genellikle, sima güzelliği için, hüsün ise ahlâk ve manevîyat güzelliği için kullanılır. Hüsn-ü ahlâk denir de cemal-i ahlâk denilmez. Öte yandan Kur’an-ı Kerim'de, İlâhî isimler için esmâ-i hüsna tabiri kullanılır. Bu isimlerin cemil olduğu da söylenebilir.

“Onun ile, bütün esması cemîle bir Cemil-i Zülcelâl'i ve bir Mahbub-u Lâyezalî'yi ve bir Mâbud-u Lemyezel'i, hüşyar olan akıl ve kalblere gösterir.” (Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Altıncı Pencere)

Cenâb-ı Hakk’ın bir ismi Cemil, yani güzeldir. O’nun mukaddes zatı mahlukata benzemediği gibi güzelliği de mahlukatın güzelliğine benzemez ve idrak edilmez.

Manevî güzellikler ancak tezahürlerle bilinebilir. Sehavet yani cömertlik güzel bir sıfattır ve manevîdir. Muhtaçlara yardım edilmesi bu sıfatın bir tezahürüdür. Biz o yedirilip içirilen ve bütün ihtiyaçları görülen fakirlere bakarız da onlara bu yardımda bulunan zatın sehavetini görürüz. Yani, o manevî güzellik bu maddî elbiselerde, yiyeceklerde kendini gösterir.

Bir milyonu aşkın bitki ve yine bir milyonu aşkın hayvan türü oluğundan söz ediliyor. Bunların da birçok cinsleri var. Hurma bir türdür, yetmişten fazla cinsi olduğu söyleniyor. Bu cinslerin fertlerini ise saymak mümkün değil. İşte, hayvan olsun bitki olsun, bu kadar çok muhtacı her gün rızıklandırmak sonsuz bir rahmet ve sehavetten haber verirler. Bu ise bir cemal-i manevîdir, hüsnü mahfidir, yani  gizli güzelliktir.

Maddeden münezzeh olan Allah’ın zatının güzelliği gibi, sıfatlarının, isimlerinin güzellikleri de manevî güzellik kavramıyla ifade edilir.

Bütün canlılarda kendini gösteren rahmet ve sehaveti, bir de zaman boyutunda ele alalım. Bu kadar varlıklar, tâ ilk atalarının yaratıldığı günden beri rızıklanıyorlar, bütün ihtiyaçları en mükemmel şekilde görülüyor. Meselâ,  her birine ikişer göz takılıyor, ikisi de mükemmel. Ayakları, kanatları mükemmel. Sindirim ve solunum sistemleri mükemmel. Ciğerleri, mideleri mükemmel. Bunların her biri hem en büyük bir ihsan, hem de en antika bir sanat ve taklidi mümkün olmayan birer mucizedirler.

Her akıl şüphesiz tasdik eder ki, kıyamet kopmasa bu sehavet ebedîyen devam eder, bu antika sanatların da sonu gelmez. Yani “sonsuz bir sehaveti, sonsuz hazineleri, sonsuz antika sanatları” her akıl kabul eder. Bunlar ise sonsuz bir kemalden ve yine sonsuz bir rahmetten haber verirler.

Haşirle yeniden diriltilip mahşer, mizan ve sırat safhalarından sonra ebedî saadete erecek müminler ise sonsuz değil, sınırlıdırlar, sayısız değil mahdutturlar. Sonsuza rahatlıkla “evet” diyen akılların, bu sayılı fertlerin yeni bir hayata kavuşup Allah’ın ahiretteki sayısız nimetlerinden faydalanmalarını da rahatlıkla kabullenmeleri gerekir.

Son olarak şunu da ilave edelim:

Bütün bu nimetler ve ihsanlar “hesapsız  hazineler”den geliyorlar. Bu hazineler ise bildiğimiz maddî hazineler gibi değil. Allah’ın her bir ismi bir manevî hazine gibidir. Bu “künuz-u mahfiye”den  (gizli hazinelerden) sonsuz varlıklar  yaratılmaktadır. Meselâ, Muhyi (hayat verici) ismi bir hazinedir, insanların  hayatından, meleklerin hayatına, hayvanların hayatlarından, bitkilerin yarı canlılıklarına kadar bütün hayatlar o hazineden gelir.

Diğer isimler de aynı şekilde değerlendirilebilir.

Cenâb-ı Hakk’ın doksan dokuz ismi hadis-i şerifte sayılmıştır. Cevşen-i Kebir'de bin bir isim zikredilmiştir. Bazı zatlar, İlâhî isimlerin sonsuz olduğunu söylerler. Üstad'ın, “hesapsız hazineler” demesi bu görüşün desteklenmesi olarak da kabul edilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dördüncü Suret | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 5525 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...