"Dördüncü tabaka-i hayat olan şüheda hayatının kedersiz olduğu lezzetli ve saadetli olduğu,.." ifade ediliyor. Üstad'ın yeğeni Ubeyd'in, şehid olduktan sonra Üstadımızın vefat ettiğini zannedip ağlamasını, üzülmesini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Umumiyetle şehidlik makamının lezzetli ve saadetli olduğunu, gerek bu dördüncü tabaka-i hayattan, gerekse de ayet ve hadislerden anlamaktayız. Üstad Hazretleri de bu umumî kaideyi nazarımıza vererek şehitlerin keder çekmediklerini ve üzülmediklerini ifade etmektedir.

Her şehid kedersiz olur veya üzüntü duymaz diye bir kaide bulunmamaktadır. Şehitler belki makam itibariyle yükseklerde bulunabilir. Ama onların da gerek kul hakkı olsun gerekse de başka haklar noktasından üzüntü ve keder çekmeleri muhtemeldir.

O şehitler, arkalarından kendilerine katılmayan (yani şehid olmayıp hayatta kalan) bütün müminlerin, sonunda korku ve üzüntüden kurtulup mes’ud olmalarıyla müjdelenir, sevinir ve neşeli olurlar.

Diğer bir mânâ ile arkalarında mücahede eden ve henüz şehid olmak suretiyle kendilerine katılmamış bulunan gelecekteki şehitlerin, bugün çektikleri acı ve zahmete rağmen neticede şehid olarak, dünya ve ahiretin korku ve hüznünden bütün bütün kurtulacaklarının ve kendileri gibi mes’ud olacaklarının müjdesini alır ve sevinirler. Şu hâlde geride savaşı kaybeden ve şehid olmaktan mahrum kalan ve düşman işgali altında inleyen ve bilhassa dinlerinin yok olması tehlikesiyle karşı karşıya bulunanların halinden haberdar olurlarsa, şehitlerin de üzülecekleri gerekecektir.

Demek oluyor ki, Allah Teâlâ şehitlere bunların durumlarını ya bildirmeyecek veya bildirdiği şekilde onları o üzüntüden koruyacak, lütfunun nimetiyle memnun edecektir. Çünkü Allah yolunda şehit olanlar, "Kendilerine hiçbir korku olmayanlar ve üzülmeyecek olanlardır."

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...