Block title
Block content

Dört nehir için: "Zâhirî esbabın pek fevkinde olduklarından, mânevî bir cennetin hazinesinden ve yalnız gaybî ve tükenmez bir menbaın feyzinden akıyorlar." deniliyor. Nehirlerin menbaı yer altı suları değil midir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu nehirlerin cennetten gelişleri hakkında en güzel izahları Üstad Hazretleri şöyle yapıyor:

“Şöyle azim ırmakların elbette mümkün değil, şu dağlar hakiki menbaları olsun. Çünkü, faraza o dağlar tamamen su kesilse ve mahrûtî (konik) birer havuz olsalar, o büyük nehirlerin şöyle sür’atli ve kesretli cereyanlarına (akmalarına) muvazeneyi kaybetmeden birkaç ay ancak dayanabilirler. Ve o kesretli masârife karşı galiben bir metre kadar toprakta nüfuz eden yağmur kâfi vâridat olamaz. Demek ki, şu enharın nebeanları âdi ve tâbii ve tesadüfî bir iş değildir. Belki pek hârika bir sûrette Fâtır-ı Zülcelâl onları sırf hazine-i gaybdan akıttırıyor."

“İşte bu sırra işareten bu mânâyı ifade için hadiste rivayet ediliyor ki, 'O üç nehrin her birine Cennetten birer katre (damla) her vakit damlıyor ve ondan bereketlidir.'...”(1)

Evet, faydaları, vazifeleri, gelir ve giderleri sayısız hikmetlerle dolu olan bütün ırmakların, pınarların, çayların ve büyük nehirlerin Cenab-ı Hakkın rahmet hazinesinden çıktığı çok açık ve berraktır. Çünkü görünen sebeplerin çok çok üstünde olan bu akarsular "Mânevî bir Cennetin hazinesinden ve yalnız gaybî ve tükenmez bir menbaın feyzinden akıyorlar.", demektir.

“Meselâ, Mısır’ın kumistanını bir Cennete çeviren Nil-i Mübarek, cenup tarafından Cebel-i Kamer denilen bir dağdan mütemadiyen küçük bir deniz gibi tükenmeden akıyor. Altı aydaki sarfiyatı dağ şeklinde toplansa ve buzlansa, o dağdan daha büyük olur. Halbuki o dağdan ona ayrılan yer ve mahzen altı kısımdan bir kısım olmaz. Vâridatı (geliri) ise, mıntıka-i harrede (sıcak bölgede) pek az gelen ve susamış toprak çabuk yuttuğu için mahzene az giden yağmur elbette o muvazene-i vâsiayı (geniş dengeyi) muhafaza edemediğinden o Nil-i Mübarek âdet-i arziye fevkinde bir gaybî Cennetten çıkıyor.”(2)
 

Sebep gayet basit ve zayıf, ondan hasıl olan netice ise yani o çok büyük su kitleleri gayet çok ve azim. Bu orantısızlık ve sebep sonuç arasındaki uçurum akla kati bir şekilde bu manayı ihsas ettiriyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirminci Söz.
(2) bk. Şualar, Yedinci Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...