"Dua bir ibadettir; neticesi ise uhrevidir." sırrı, dualarda tembelliğe sebep olabilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Güneşin doğup doğmaması namazımızı etkilemediği gibi, yani tembelliğe sebep olmadığı gibi, hasta iken, aczimizi ve fakrımızı anlayarak yapacağımız dualarda da tembellik söz konusu olmamak icab eder. Çünkü hastalığın zaten en önemli hikmetlerinden birisi de aczimizi anlayıp iltica etmektir. Bu ise bir ibadettir. İbadetin neticesi ise uhrevidir.

Üstadımızın yağmur namazı için verdiği örneği ölçü alabiliriz;

"Gerçi yağmur namazının zahir neticesi yağmurun gelmesidir; fakat asıl hakiki, en menfaatli neticesi ve en güzel ve tatlı meyvesi şudur ki: Herkes o vaziyetle anlar ki, onun tayınını veren babası, hanesi, dükkanı değil; belki onun tayınını ve yemeğini veren, koca bulutları sünger gibi ve zemin yüzünü bir tarla gibi tasarrufunda bulunduran bir Zat, onu besliyor, rızkını veriyor. Hatta en küçücük bir çocuk da daima aç olduğu vakit validesine yalvarmaya alışmışken, o yağmur duasında, küçücük fikrinde büyük ve geniş bu manayı anlar ki: 'Bu dünyayı bir hane gibi idare eden bir Zat, hem beni, hem bu çocukları, hem validelerimizi besliyor, rızıklarını veriyor. O vermese, başkalarının faydası olmaz. Öyleyse Ona yalvarmalıyız.' der, tam imanlı bir çocuk olur." (1)

İnsan, peşine müptela olduğu için elbette ki, muaccel ücretin verdiği hız ve gayreti, sonradan verilen ücretler de bulmak mümkün olmayabilir. Hizmetin ücreti hizmetin içindedir seviyesine vardığımızda, o peşin ücretin verdiği hızı yakalamış oluruz. Duada ki, peşin ücret ne olabilir? Yine üstadımızdan öğrenelim;

"Duanın en güzel, en lâtîf, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki:

"Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir Kerîm Zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyâcâtını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def edebilir bir Zâtın huzurunda kendini tasavvur ederek bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ der." (2)

Dipnotlar:

(1) bk. Emirdağ Lahikası-I, (14. Mektup).
(2) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...