"Dünya için din feda olunmaz. Gebermiş istibdadı muhafaza için, vaktiyle mesâil-i şeriat rüşvet verilirdi. Dinin meseleleri terk ve feda edilmesinden, zarardan başka ne faydası görüldü?" Bu cümleleri izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Dünya için din feda olunmaz. Gebermiş istibdadı muhafaza için, vaktiyle mesâil-i şeriat rüşvet verilirdi. Dinin meseleleri terk ve feda edilmesinden, zarardan başka ne faydası görüldü? Milletin kalb hastalığı zaaf-ı diyanettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir."(1)

XVIII. Yüzyıldan başlayarak Fransız devrimi ile sanayileşme ve modernleşme sürecine giren Batı toplumu, aydınlanma hareketleri ile dini dışlayıp, yerine akıl merkezli bir yaşam biçimini ortaya koyup, bunu da ilericilik ve uyanış olarak görmüşlerdir.

İnsanlık seküler (dünyevileşme hareketi) hayat tarzını gerçek aydınlanma ve uyanış olarak görmeye başlıyor ve bunda ne kadar derinleşilirse o kadar aydınlanma ve uyanmanın olacağını iddia ediyorlar. Din, bu harekete göre karanlık ve geriye dönüştür, dünyevileşme önünde bir engeldir. İşte Üstad Hazretleri bu fasit ve bozuk seküler hayat tarzını eleştiriyor.

Onlara hitaben; "Sizin aydınlanma ve uyanma olarak gördüğünüz şey, aydınlanma ve uyanma değil, derin bir gaflet uykusu ve karanlık girdabında bir çırpınıştır." diyor. Yani dinsiz bir hayat asla aydınlanma ve uyanış olamaz, deve kuşunun avcıyı görünce kafasını kuma sokması misüllü, siz de ölümün hakikatinden kafanızı sekülerizm kumuna sokuyorsunuz, geçici olarak dünyanın süfliyatına dalıyorsunuz ve buna da aydınlanma ve uyanış diyorsunuz.

Ayrıca artık hükmünü yitirmiş ve bayatlamış olan saltanat yönetimini muhafaza etmek için, dini kullanıp sanki dinin emrettiği bir yönetim şekliymiş gibi gösterip, şer'i şerifin hükümlerinden taviz verildi. Artık dinimizi ve İlahi şeriatın aslını öğrenmenin ve zamana üstün gelmenin zamanı gelmiştir.

Halbuki İslam toplumu; ancak diyanetin kuvvet kazanması ile intibah edip inkişaf edebilir. Dini dünyaya feda edip bu toplumu farklı mecralara sevk etmek, millete hizmet etmek değil, ihanet etmektir. İmanın kuvvet kesp etmediği bir toplumda, farklı isimler ve farklı renkler adı altında baskı anlayışları türer. Dini dışlayan yeni rejim bunun karşılığında kendine özgü yeni bir istibdat rejimini rüşvet almıştır. Milli şef dönemleri bunun en büyük ispatı niteliğindedir.

(1) bk. Divan-ı Harb-i Örfî, Yaşasın Şeriat-ı Ahmedi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...