Block title
Block content

"Dünyada cereyan eden ve husûle gelen her bir şeyin iki vechi vardır. Biri, âhirete bakar ki, nefsü’l-emirde en sabit, en ağır bu vecihdir. İkincisi, dünyaya, nefsine ve hevâya bakar. Bu vecih, hakaret, hiffet ve zevalden öyle bir mevkidedir..." izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Cereyan eden” ifadesi dünyanın, yaz ve kış, gece ve gündüz, sıhhat ve hastalık, ferah ve sıkıntı gibi gelip geçen, akıp giden hallerini hatırlatır. “Husule gelen” ifadesi ise o şeylerin kendi varlıklarını ifade eder. Buna göre, dünyanın ve ondaki hadiselerin iki ciheti vardır. Biri ahirete bakar;  diğeri ise o şeyin kendisine ve bu dünyaya bakar.

Meselâ, bir sofraya bu manada baktığımızda onda iki vecih görürüz: Birisi, yemeklerin kalitesi, çeşitleri, tatları, lezzetleri… Bu cihet insanın nefsine bakar, geçicidir,  bir süre sonra o cihetten hiçbir eser kalmayacaktır. Bu cihet kalbin teessürüne değmez.

İkinci cihet ise, o yemeklerin helal veya haram yönden kazanılmış olmaları, onların İlâhî birer ikram ve ihsan olarak görülüp görülmemeleri gibi hallerdir. Bu ikinci cihetle, o yemekten hâsıl olacak sevaplar yahut günahlar ebedi âlemde karşımıza çıkacaktır.

Her varlık ve her hadise bu mânada değerlendirilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hubab | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 865 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...