Dünyada insana denilse, şu yol kısa ama tehlikeli, bu yol ise uzun ama tehlikesizdir. İnsan kendini garantiye almak için, uzun ama tehlikesiz yolu seçer. Lakin iş ahiret boyutuna geldiği zaman insan aynı hassasiyeti göstermiyor. Ne dersiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dünyada insana denilse, şu yol kısa ama tehlikeli, bu yol ise uzun ama tehlikesizdir. İnsan kendini garantiye almak için, uzun ama tehlikesiz yolu seçer. Lakin iş ahiret boyutuna geldiği zaman insan aynı hassasiyeti gösteremiyor. Yani milyonlarca sadık enbiya ve evliya; şu yol cehenneme, şu yol da cennete çıkar demelerine rağmen, insanlar cehenneme giden yolu tercih ediyorlar.

Zararsız ama aynı zamanda menfaatsiz olan yol, temsildeki bir ifadedir. Yoksa, küfür ve günah yolu için sarf edilen bir ifade değildir.

Yani insan dünyada zararsız, ama aynı zamanda menfaatsiz bir yolu, kısa ama zararlı yola tercih etme akıllılığını gösterip de, milyonlarca enbiya ve evliyanın mutlak manada zararlı dediği küfür ve günahlı yolu, yüzde yüz menfaatli olan iman ve itaat yoluna tercih etmeleri, hakikaten bir basiretsizlik ve divanelik değil de nedir acaba.

İşte özellikle bu asırda Risale-i Nur'un bu derece muvaffakiyetinin altında yatan sırra baktığımızda, bu eserlerin ahirette verilecek azabla birlikte, bu dünyada da günahların manevi bir cehenneme vesile olduğunu daha aklını kaybetmeyenlere ihsas etmesidir. Evet her bir günahta maddi cehennemin numunesini taşıyan manevi bir cehennem olduğunu hissettirmek çok önemlidir. Özellikle sefahetten lezzet aldığını zanneden kişilerin, lezzetten hemen sonra zevalinden kaynaklanan bir elem o lezzetlerinin acılaştığını görmeleri gerekiyor ki, ondan vazgeçsin.

"Bu zamanda iki dehşetli hal var.

Birincisi: Âkıbeti görmeyen, bir dirhem hazır lezzeti ileride bir batman lezzetlere tercih eden hissiyat-ı insaniye akıl ve fikre galebe ettiğinden, ehl-i sefaheti sefahetten kurtarmanın çare-i yegânesi, aynı lezzetinde elemi gösterip hissini mağlûp etmektir.

Ve يَسْتَحِبُّونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا (“Onlar dünya hayatını seve seve (ahirete) tercih ederler.” İbrahim Sûresi, 14:3.) âyetinin işaretiyle, bu zamanda âhiretin elmas gibi nimetlerini, lezzetlerini bildiği halde, dünyevî kırılacak şişe parçalarını onlara tercih etmek, ehl-i iman iken ehl-i dalâlete o hubb-u dünya ve o sır için tâbi olmak tehlikesinden kurtarmanın çare-i yegânesi, dünyada dahi cehennem azabı gibi elemleri göstermekle olur ki, Risale-i Nur o meslekten gidiyor. Yoksa, bu zamandaki küfr-ü mutlakın ve fenden gelen dalâletin ve sefahetteki tiryakiliğin inadı karşısında, Cenâb-ı Hakkı tanıttırdıktan sonra ve Cehennemin vücudunu ispat ile ve onun azabıyla insanları fenalıktan, seyyiattan vazgeçirmek yoluyla ondan, belki de yirmiden birisi ders alabilir. Ders aldıktan sonra da, “Cenâb-ı Hak Gafûrü’r-Rahîmdir, hem Cehennem pek uzaktır” der, yine sefahetine devam edebilir. Kalbi, ruhu hissiyatına mağlûp olur.

İşte, Risale-i Nur ekser muvazeneleriyle küfür ve dalâletin dünyadaki elîm ve ürkütücü neticelerini göstermekle, en muannid ve nefisperest insanları dahi o menhus, gayr-ı meşru lezzetlerden ve sefahetlerden bir nefret verip, aklı başında olanları tevbeye sevkeder. O muvazenelerden, Altıncı, Yedinci, Sekizinci Sözlerdeki kısa muvazeneler ve Otuz İkinci Sözün Üçüncü Mevkıfındaki uzun muvazene, en sefih ve dalâlette giden adamı da ürkütüyor, dersini kabul ettiriyor."
(Hutbe-i Şamiye)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

şehrayin
heva ve hevesi nefsi ve şeytanı insanı aldattığı için bu yola sevkediyor. yoksa yukarda yazdığınız gibi herkes aklını kalbini ruhunu dinlese nebilerin yoluna gider ama onun yerine hevasını nefsini şeytanı dinliyor öbür yola gidiyor
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...