Block title
Block content

Dünyanın yuvarlaklığı hakkında,.. Küreviyet-i arz, ulema-i İslâmca kabul edilmiş; dine muhalefeti yok. Ayette satıh demesi, kürevî olmadığına delâlet etmiyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadın eski risalelerinden olan Muhakemat'ta bu konuda ayrıntılı bilgi vadır. Ayrıca İşaratü'l-İ'caz adlı eserde de, dolaylı olarak Kur'an'ın Dünyanın yuvarlak olduğunu ifade eden ayetler olsa bile neden daha açık ve net bir şekilde, Dünyanın yuvarlak olduğuna dair ayet yoktur? Şeklindeki bir suale cevap vermektedir. Şöyle ki: İnsanların görünüşte anladıkları ve kesinlikle kabul ettikleri, Dünyanın düz oluşudur. Eğer Kur'an, Dünya'nın yuvarlak olduğunu açık bir dil ile ifade etmiş olsaydı, muhataplarını zor durumda bırakacak ve belki Kur'an'a inanmayacaklardı. Çünkü böyle bir teklif, "Gördüklerinizi inkar edin." Demek kadar zorlayıcı bir teklif olacaktı. Diğer taraftan da ileride Dünyanın yuvarlaklığının anlaşılmasına yetişen muhataplarına da kapalı masajlar göndererek onları da hissesiz bırakmamıştır. Dünyanın deve kuşu yumurtasına benzetilmesi ayeti ve aşağıdaki linkte vereceğimiz daha bir kaç ayetin asrımızdaki insanlara yaptıkları göndermeleri de ihmal etmemiştir.

Muhakemat'ta geçen kısımları da burada aynen vermekle yetineceğiz. Ancak muhakemat, eski Said döneminde yazıldığı için dil açısından ağır olabilir. Lügat sayesinde anlaşılabilir.

"Senin munsıf olan zihnine malûmdur ki: Küreviyet-i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm-eğerçi ittifak-ı sükûtuyla olsa-ittifak etmişlerdir. Eğer bir şüphen varsa, Makasıd ve Mevafık'a git. Maksada vukuf ve ıttıla peyda edeceksin ve göreceksin: Sa'd ve Seyyid, top gibi küreyi ellerinde tutmuşlar, her tarafına temaşa ediyorlar.

"Eğer o kapı sana açılamadı; Mefatîhü'l-Gayb olan, İmam-ı Râzî'nin geniş olan tefsirine gir ve serir-i tedriste o dâhî imamın halka-i dersinde otur, dersini dinle.

Eğer onunla mutmain olamadın; arzı, küreviyet kabına sığıştıramadın. İbrahim Hakkı'nın arkasına düş, Hüccetü'l-İslâm olan İmam-ı Gazâlî'nin yanına git, fetva iste. De ki:

"Küreviyette müşâhhat var mıdır?" Elbette diyecek: "Kabul etmezsen müşâhhat vardır." Zira, tâ zamanından beri şöyle bir fetva göndermiş: "Kim küreviyet-i arz gibi bürhan-ı kat'iyle sabit olan bir emri, dine himayet bahanesiyle inkâr ve reddetse, dine cinayet-i azîm etmiş olur. Zira bu sadakat değil, hıyanettir."

Eğer ümmîsin, fetvayı okuyamıyorsun; bizim hem asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî'nin sözünü dinle. Zira, yüksek sesle münkir-i küreviyeti tehdit ettiği gibi, hakikat kuvvetiyle pervasız olarak der:
"Kim dine istinadla, himayet yolunda müdevveriyet-i arzı inkâr ederse, sadîk-ı ahmaktır, adüvv-ü şedidden daha ziyade zarar vermiş olur."

"Eğer bu yüksek sesle senin yatmış olan fikr-i hakikatin uykudan kalkmadıysa ve gözün de açılamadı; İbn-i Hümam ve Fahrü'l-İslâm gibi zatların ellerini tut, İmam-ı Şafiî'ye git, istiftâ et. De ki:

"Şeriatta vardır: Bir vakitte beş vaktin namazı kılınır. Hem de bir kavim vardır, yatsı namazlarının vakti bazı vakitte yoktur. Hem de bir kavim vardır, güneş çok günlerde gurub ve çok gecelerde tulû etmez. Nasıl oruç tutacaklar?"

Hem de istifsar et ki: "Şartın târif-i şer'îsi olan, sair erkâna mukarin olan şeydir. Nasıl namazda şart olan istikbal-i kıbleye intibak eder? Halbuki, yalnız kıyam ve yarı kuudda mukarenet vardır."

"Emin ol, İmam-ı Şafiî mesele-i ûlâyı şarktan ve garptan geçen dairenin müdevveriyetiyle tasvir edecektir. İkinci ve üçüncü meseleyi dahi, cenuptan şimale mümted olan dairenin mukavvesiyetiyle tatbik edecektir. Burhan-ı aklî gibi cevap verecektir. Hem de kıble meselesinde diyecek:

"Kıble ve Kâbe öyle bir amud-u nurânîdir ki, semavatı Arşa kadar takmış ve nazm edip, küre-i arzın tabakatını ferşe kadar delerek kâinatın muntazam bir amud-u nurânîsi olmuştur.

Eğer gıtâ ve perde keşfolunsa, hatt-ı şâkul ile senin gözünün şuâsı, namazın herbir hareketinde ayn-ı kıbleyle temas ve musafaha edecektir."

"Ey birader! Eğer sen zannettiğim adamlardansan, acip hülyaların âlem-i hayalden başka bir yer bulamadığından, bir kıymeti yoktur, tâ girebilsin. Sen de inanmıyorsun, nefsini kandıramıyorsun; fakat sapmışsın. Eğer o hayalâta açık ve hakikate kapalı olan kalbinizde pek çok defa mütehayyilenizden daha küçük olan küre-i arz yerleşmezse, tevsi-i zihin için nazarın ufkunu genişlettir. Bir meclis hükmünde geçinen arzın sakinlerini gör, sual et. Zira, ev sahibi evini bilir. Onlar umumen müşahede ve tevatürle bir lisanla sana söyleyecekler:

"Yahu! Bizim beşiğimiz ve feza-yı âlemde şimendiferimiz olan küremiz o kadar divane değildir. Ecram-ı ulviyede cârî olan kaide ve kanun-u İlâhîde şüzuz ve serkeşlik etsin." Hem de delâil-i mücesseme-i musattaha olarak haritaları ibraz edecektir."
(1)

(1) bk.Muhakemat, Birinci Makale Birinci Mesele. 

İlave bilgi için tıklayınız:
Kur'an-ı Kerim'de Dünyanın yuvarlak olduğu hakkında...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Makale, Birinci Mesele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 8069 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...