Block title
Block content

Ebu Bekir (ra), "Cehennemde vücudum o kadar büyüsün ki ehl-i imana yer kalmasın." Üstadımız, "Birkaç adamın imanını kurtarmak için, cehenneme girmeye hazırım." demeleri, aklıma hep Allah'ın merhametinden fazla merhamet gibi geliyor, bilgi verir misin

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, insanların cüzi şefkati asla ve kata Allah’ın külli ve sonsuz şefkati ile mukayeseye gelmez. Bir damla ile okyanusu kıyaslamak nasıl yanlış ve hata ise mahlukatın cüzi şefkati ile Allah’ın külli şefkatini kıyaslamak da aynı derecede yanlış ve hatadır.

İkincisi, Allah’ın şefkati sonsuz tecelli kabiliyetinde iken, Allah’ın diğer sonsuz sıfatları ve irade sıfatı bu kabiliyeti tabiri yerinde ise frenleyip kayıtlandırabiliyor. Yoksa şefkat mutlak galibiyet ile tecelli etse hiçbir kafir cehennemde yanmaz, hatta dünyada  kimsenin ayağına diken bile batmazdı.

Nasıl büyük bir orkestrada muhtelif enstrümanlar muhtelif sesler çıkarır ve hepsinin ahenk ve uyumunu bir orkestra şefi yönetir ve neticesinde de muhteşem bir melodi ve musiki ortaya çıkarsa, aynı şekilde Allah’ın isimleri de şu kainat sahnesinde farklı hüküm ve manalar ile manasını icra eden birer enstrüman ve İlahi İrade de bir orkestra şefi gibi bu isimlerin mana ve hükümlerini kontrol ediyor.

İrade sıfatı, Allah’ın isimlerinin tecilli ve cilvelerini muhteşem bir ayar ve incelik ile senkronize ediyor ve neticede tek bir sesin yani "tevhid musikisinin" çıkmasını ve etraf-ı aleme ilan edilmesini temin ediyor. Bir enstrüman melodi içinde uyum ve ahenkten başını çıkarıp orkestra şefinin iradesini dinlemese, o zaman melodi manasını ve estetiğini kaybeder ve musiki bozulur.

Aynı şekilde Allah’ın bir ismi de İlahi iradenin temin etmiş olduğu İlahi uyum ve ahengin içinden çıkıp istila ve ihata  ile tecelli etse tevhid melodisinin  genel ahenk ve uyumunu bozar. Mesela Alim ismi "Ben istila ve ihata ile bütün mahlukatta tecelli edeceğim" dese, İlahi İradenin kontrolünden çıksa her şey taşı ile toprağı ile alim ve ilim sahibi olur. Rezzak ismi aynı şekilde hareket etse bütün kainattan rızık akar, açlık hastalık gibi şeyler kalmaz ve diğer isimlerin tecelli alanlarına tecavüz etmiş olur vs... Aynı mana Rahman ve Rahim içinde söz konusudur.

Bu ince mana insanda da caridir, yalnız insan iradesi cüzi ve her yönü ile mükemmel olamadığı için, bazen bazı hususlarda uyumun dışına çıkıp farklı tecelli ve tezahürlerde bulunabiliyor. İnsandaki şefkatin aşkın ve müteal coşkunluğu şeriatın mizanını zorlayabiliyor. İbn-i Arabi nasıl Vücut isminin coşkunluğu ile sair mahlukatın varlık boyutunu fark edememiş ise aynı mana ve coşkunluk benzer isimlerin o anki galip tecellisi ile hükmünü icra edebilir. Bir annenin çocuğu gözü önünde yanarken duygu mizanları şefkatin coşkunluğu  ile sendeleyebilir. Aslında bu sendeleme bir şefkat üstünlüğü değil bir irade zafiyetidir.

Allah sonsuz şefkatini sonsuz iradesi ile tasarruf edebilirken, insan cüzi şefkatini cüzi iradesi ile tam tasarruf edemeyebilir.

Peygamber Efendimiz (asv)'den böyle bir sözün sadır olmaması, onun duygu ve iman dünyasının ne denli mizan ve mükemmellik içinde olduğuna işaret ediyor. Yani onun mahiyetinde bütün isimler ve sıfatlar mükemmel bir uyum içinde olduğundan, onda böyle aşkın ve müteal coşkunluklar olmuyor demektir.

Farklı bir bakış açısı olarak:

Üçüncüsü, Hazreti Ebu Bekir (ra) ve Üstad'ın kemali şefkatinin tezahürü olan o sözlerinde bir hata, bir sehiv yoktur. Ama bizim anlayışımızda bir hata bir sehiv olabilir. Bu hatayı tashih için bir iki noktasına işaret edelim.

Birinci Nokta: Nasıl bir anne ve baba, evladına olan şefkatinden dolayı hayatını feda ediyor, hatta bütün sermayesi hayatı olan basit bir hayvan dahi yavrusu için kendini feda ediyor. Aynı bunun gibi Hz. Ebu Bekir (ra) ve Üstad Hazretleri gibi kamil iman sahipleri, imandan gelen şefkatinden dolayı iman kardeşlerinin cehenneme girmesine rıza göstermiyor, bu şefkatin yüksek halini de bu cümlelerle ifade ediyor.

"Anne evladının dünyası için ateşe atlar." cümlesi nasıl mübalağa ve hata değilse o zatların da o sözleri aynı hakikattir.

İkinci Nokta: Bizim imanımız yeterince kamil ve keskin olmadığından, o zatların yüksek ve parlak makamlarını ve o makamların iktizalarını tam manası ile idrak edemiyoruz. Bu yüzden kendi dar havsalamız o gibi şeyleri işitince abartı gibi geliyor.

Mesela, sahabelerin harp meydanlarında Hz. Peygamber (asv)'e gelen oka karşı gözünü uzatmasını ne ile izah edeceğiz? Dünyada bu fedakarlığı yapan bu zatlar ahirette neden yapmasın?..

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Isparta Hayatı | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5148 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

ufuk_pencersi
Dünya kişinin alman ve ingiliz kadar serveti olsa iman davasını kazanmak için kullansa yeridir.Onun için üstad bütün mesaisini iman üzerine teksif etmiştir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...