Block title
Block content

"Ecnebî dinsizleri gibi de olamaz. Çünkü onlar Peygamberi inkâr etseler, diğerlerini tanıyabilirler. Peygamberleri bilmeseler de Allah'ı tanıyabilirler. Allah'ı bilmeseler de kemâlâta medâr olacak bâzı güzel hasletler bul..." izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ecnebi dinsizleri gibi de olamazsın. Çünkü onlar bir Peygamber'i inkâr etse, diğerlerine inanabilirler. Peygamber'leri bilmese de, Allah'a inanabilir. Bunu da bilmezse, kemâlâta medâr bazı seciyeleri bulunabilir. Fakat bir Müslüman, en âhir ve en büyük ve dini ve dâveti umumî olan âhirzaman Peygamber'i Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr etse ve zincirinden çıksa, daha hiç bir Peygamber'i, hattâ Allah'ı kabul etmez. Çünkü bütün Peygamber'leri ve Allah'ı ve kemâlâtı onunla bilmiş. Onlar onsuz kalbinde kalmaz. Bunun içindir ki, eskiden beri her dinden İslâmiyet'e giriyorlar ve hiç bir Müslüman, hakiki Yahudi veya Mecusi veya Nasranî olmaz. Belki dinsiz olur, seciyeleri bozulur, vatana, millete muzır bir hâlete girer."(1)

Ecnebi dinsizi: İslam diyârından ve kültüründen uzak olan gayrimüslimler demektir. Neden dinden çıkan bir Müslüman, ecnebi dinsizleri gibi olamadığı gerçeği, bir başka Risale'de şöyle izâh edilmektedir:

"Meselâ, nasıl ki bir saray bulunsa, büyük bir dairesinde büyük bir elektrik lâmbası bulunur. O elektrikten teşâub etmiş ve onunla bağlı küçük küçük elektrikler, küçük menzillere taksim edilmiş. Şimdi birisi o büyük elektrik lâmbasının düğmesini çevirip ziyâyı kapatsa, bütün menziller derin bir karanlık içine ve vahşete düşer. Ve başka sarayda, büyük elektrik lâmbasıyla merbut olmayan küçük elektrik lâmbaları her menzilde bulunuyor. O saray sahibi, büyük elektrik lâmbasının düğmesini çevirerek kapatsa, sâir menzillerde ışıklar bulunabilir, onunla işini görebilir. Hırsızlar istifâde edemezler.

İşte ey nefsim! Birinci saray bir Müslümandır; Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, onun kalbinde, o büyük elektrik lâmbasıdır. Eğer onu unutsa, el-iyâzü billâh, kalbinden onu çıkarsa, hiç bir Peygamber'i daha kabul edemez; belki hiç bir kemâlâtın yeri ruhunda kalamaz, hattâ Rabbini de tanımaz. Mâhiyetindeki bütün menziller ve lâtîfeler karanlığa düşer ve kalbinde müthiş bir tahribât ve vahşet oluyor. Acaba bu tahribât ve vahşete mukâbil hangi şeyi kazanıp ünsiyet edebilirsin? Hangi menfâati bulup o tahribât zararını onunla tâmir edersin?

Halbuki, ecnebîler o ikinci saraya benzerler ki, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın nurunu kalblerinden çıkarsalar da, kendilerince bâzı nurlar kalabilir veya kalabilir zannederler.

Onların mânevî kemâlât-ı ahlâkiyelerine medâr olacak Hazret-i Mûsâ (a.s.) ve İsâ Aleyhimesselâma (a.s.) bir nevi imânları ve Hâlıklarına bir çeşit îtikadları kalabilir."
(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, On Üçüncü Söz.

(2) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

muhammedakif

Bu cevap da çok ikna edici. Allah razı olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...