Block title
Block content

Efendimiz mübarek cesetleriyle miraca çıktı; başka mazhar olan var mıdır cesetle çıkmaya? Latif ve hafif beden kavramını fizikle düşünmemek mi gerekiyor? Atomlar nasıl nuraniyet kazanıyor? Sema denilen yer kainatın dışında ya da üstünde mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela; peygamberlerin veya evliyaların bu halleri mucize ya da keramet kapsamında olduğu için, bunları fizik ile izah etmek mümkün değildir. Peygamber Efendimizin (asm) mübarek parmaklarından su akması; nasıl metafiziki bir durum olan mucize ise, bir evliyanın ibadet ve riyazet ile nefsini terbiye edip, cesedinin latif ve nurani bir hal alması da metafiziki olan keramet kapsamındadır. Bu yüzden böyle manevi harikaları, fiziki kurallarla değerlendirmek yanlış olur.

İkincisi; miraç gibi külliyetli olmasa da cesedi ve nefsi letafet kesbeden evliyaların, sema dairelerinde gezmesi makul ve vakidir. Nitekim birçok evliyanın, kainatı bir karpuz gibi eline alıp tefekkür ettiği, hem divanlarda hem de Risale-i Nur'da ifade edilen bir husustur. Miraç, Peygamber Efendimiz (asm)'in insanlığa açtığı bir yoldur. Herkes derecesine göre bu yoldan gidip gelebilir. Nitekim hadiste, "Namaz müminin miracıdır." denilerek, bu inceliğe işaret edilmiştir.

Üçüncüsü; kainat sadece fiziki ve maddi alemin tamamına verilen bir unvan, bir isimdir. Yani şu içinde yaşadığımız dünya, sema, yıldızlar, galaksiler kainat tabirinin içine giriyor. Kısacası beş zahiri duyumuzla algılayabildiğimiz bütün somut ve maddi alemler kainat kapsamına girer.

Yedi kat semayı, şayet maddi alemlerin içindeki yedi kat şeklinde anlarsak, o zaman yedi kat sema kainat kapsamına girer. Yoksa yedi kat semayı şu kainatın dışında, gaybi alemleri de içine alacak bir şekilde  tasavvur edersek, o zaman yedi kat sema maddi olan kainat kapsamına girmez. Zira cennet ve cehennemin de içinde bulunduğu gaybi alemler, kainat kapsamında değil, mahlukat kapsamındadırlar. Kainat; alem-i şehadet, cennet ve cehennem gibi menzilleri de içine alan alemler ise; alem-i gaybdandır. Kainatın en bariz mümeyyizi beş zahiri duyular ile algılanabilmesidir.

Yedi kat sema konusunda farklı yorumlar ve tefsirler olduğu için, yedi kat semanın kainat kapsamına girip girmediği hususu yorum ve tefsire göre farklılık arz eder. Yedi kat semayı kainatın içinde sayanlar olduğu gibi, kainatın dışında ayrı kainatların olduğunu kabul edenler de olmuştur. Üstad Hazretleri bu yorumları şu şekilde izah ediyor:

"Evet, hitâbât-ı Kur'âniyenin vüs'ati ve maânî ve işârâtındaki genişliği ve en âmî bir avamdan en has bir havassa kadar derecât-ı fehimlerini mürâât ve mümâşât etmesi gösterir ki, her bir âyetin her bir tabakaya bir veçhi var, bakıyor. İşte bu sırra binaen, 'yedi semâvat' mânâ-yı küllîsinde yedi tabaka-i beşeriye, muhtelif yedi kat mânâyı fehmetmişler. Şöyle ki:  فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ âyetinde, kısa nazarlı ve dar fikirli bir tabaka-i insaniye, havâ-yı nesîmînin tabakatını fehmeder."

"Ve kozmoğrafya ile sersemleşmiş diğer bir tabaka-i insaniye dahi, elsine-i enâmda 'seb'a-i seyyare' ile meşhur yıldızları ve medarlarını fehmeder."

"Daha bir kısım insanlar, küremize benzer zevilhayatın makarrı olmuş semâvî yedi küre-i âharı fehmeder."

"Diğer bir taife-i beşeriye, manzume-i şemsiyenin yedi tabakaya ayrılmasını, hem manzume-i şemsiyemizle beraber yedi manzumât-ı şümusiyeyi fehmeder."

"Daha diğer bir taife-i beşeriye, madde-i esiriyenin teşekkülâtı yedi tabakaya ayrılmasını fehmeder."

"Daha geniş fikirli bir tabaka-i beşeriye, yıldızlarla yaldızlanıp bütün görünen gökleri bir semâ sayıp, onu bu dünyanın semâsıdır diyerek, bundan başka altı tabaka-i semâvat var olduğunu fehmeder."

"Ve nev-i beşerin yedinci tabakası ve en yüksek taifesi ise, semâvât-ı seb'ayı âlem-i şehadete münhasır görmüyor; belki avâlim-i uhreviye ve gaybiye ve dünyeviye ve misaliyenin birer muhit zarfı ve ihatalı birer sakfı olan yedi semâvâtın var olduğunu fehmeder."

"Ve hâkezâ, bu âyetin külliyetinde, mezkûr yedi kat tabakanın yedi kat mânâları gibi daha çok cüz'î mânâları vardır. Herkes fehmine göre hissesini alır ve o mâide-i semâviyeden herkes rızkını bulur." (1)

(1) bk. Lem'alar, On İkinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...