Block title
Block content

Efendimizin mi'racda Cenab-ı Hakk'ı görmesini nasıl anlamalıyız? Allahı görmesi, ona zaman ve mekan isnadında bulunulmuş gibi olmuyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamber Efendimizin (asm) mi'racda Allah’ı kafa gözü ile gördüğünü, bütün Ehl-i sünnet alimleri ittifak ile kabul etmişlerdir. Dolayısı ile bu fikir sadece Risale-i Nurların değil, bütün İslam alimlerinin ortak bir kabulüdür.

Ehl-i sünnet inancında rüyetüllah yani; Allah’ı görmek caizdir. Ve cennette her mümin insan, Allah’ın rüyetine mazhar olacaktır. Bu fikir de ehlisünnet alimlerince ittifak ile kabul edilen bir fikirdir.

Allah’ın görülmesi ise; kemiyetsiz ve keyfiyetsiz bir şekilde olacaktır. Yani; Allah, boy, en ve yükseklik gibi mekana ve zamana ait özelliklerden münezzeh ve mukaddes olduğu için, belli bir mahal ve belli bir zaman içinde görülmeyecektir. Allah, zamansız ve mekansız bir şekilde, cennet ehline tecelli suretinde görünecektir. Bu şekilde yani kemiyetsiz ve keyfiyetsiz olarak görünmesi, zaman ve mekan kaydı altına girdiği anlamına gelmez.

Batıl müşebbihe ve mücessime mezheplerinin iddia ettiği gibi -haşa- Allah bir kralın halkının huzuruna çıkması gibi, belli bir mekan ve belli bir zamanın kayıtları altında kendini bize göstermeyecektir. Zaten bu da mümkün değildir. Allah zaman ve mekan kaydı olmadan, keyfiyetsiz olarak kendini gösterecektir. Mi'racı da aynı mantık içinde değerlendirmek gerekiyor.

“Nice yüzler o gün (sürur içinde) ışıldar, parlar; rabbine nâzır (onun cemâline bakmaktadır)." (Kıyamet, 75/ 22)  

Elmalılı Hamdi Yazır, bu âyetin tefsirinde şöyle buyurur:

“Ehl-i sünnet, bu bakışı, rü’yet mânâsıyla anlayarak âhirette mü’minlerin cemâlullahı rüyetini ispat etmişlerdir. ‘lenterani’ye sarılan mutezile bu bakışı intizar mânâsına haml eylemişlerdir. Halbuki gayeye ermeyen intizarın neticesi neşe değil, inkısar-ı hayal ve elem(dir).”

Hazret-i Musa (as)’in Allah’ı görme talebi, Allah’ı görmenin mümkün olduğuna işaret eder. Zira muhal ve imkansız olan bir şeyin, Hazret-i Musa gibi büyük bir peygamber tarafından talep edilmesi mümkün değildir. Demek O, Allah’tan talep ediyor ise, Allah’ı görmek mümkün ve caridir. Hazret-i Musa (as)’in bu talebine, Allah “Lenterani“ buyurdu, yani sen beni göremezsin, dedi. Ben katiyetle görülmem demedi. Siz beni kendi imkanlarınızla göremezsiniz; ama ben size kendimi gösterebilirim anlamına geliyor ki, burada da görmenin imkan dahilinde olduğuna işaret vardır.

İlm-i Kelamdaki şu önerme de meseleye işaret eder. Var olan her şey görülür, Allah da varlık sınıfından olduğuna göre, o zaman O da görülebilir.

Rüyet bahsi ne kadar tafsili olarak zikredilse de, tamamı ile anlaşılacak ve ihata edilecek bir mesele değildir; ama hak olduğu sabittir. Bir şeyin varlığı sabitken mahiyeti idrak edilemeyebilir. Bu meselenin mahiyet ve keyfiyeti de hakkı ile idrak ve ihata edilecek bir mesele değildir. Bu sebeple varlığına dair delilleri tahkik edebiliriz; lakin mahiyet ve keyfiyetinin ne olduğu konusunda fikir yürütmek mümkün değildir. Bizim buradaki bahislerimiz tamamen varlığı ve meşruluğu hakkındadır; yoksa keyfiyet ve mahiyeti hakkında değildir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dördüncü Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4230 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

tilmizz
Allah tealanın misali tecelli ve keşflerde görülmesi hariç dünyada perdesiz görülmesi imkansızdır ancak bunun tek istisnası efendimizdir ki o da mirac gecesi beka alemine girdiğinde tahakkuk etmiş. ahirette ise her mümin cennette rüyete mazhar olacaktır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...