Block title
Block content

"Eğer çekirdek, sû-i mizacından dolayı, ona verilen cihâzât-ı mâneviyeyi toprak altında bazı mevadd-ı muzırrayı celbine sarf etse,.." Şuursuz çekirdeğin bunu yapması mümkün mü, çekirdeğin su-i mizacını nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, insan bir çekirdeğe benzer. Nasıl ki o çekirdeğe kudretten mânevî ve ehemmiyetli cihazat ve kaderden ince ve kıymetli program verilmiş; tâ ki toprak altında çalışıp, tâ o dar âlemden çıkıp, geniş olan hava âlemine girip, Hâlıkından istidat lisanıyla bir ağaç olmasını isteyip, kendine lâyık bir kemal bulsun. Eğer çekirdek, sû-i mizacından dolayı, ona verilen cihâzât-ı mâneviyeyi toprak altında bazı mevadd-ı muzırrayı celbine sarf etse, o dar yerde, kısa bir zamanda, faydasız tefessüh edip çürüyecektir. Eğer o çekirdek, o mânevî cihâzâtını, Fâliku'l-Habbi ve'n-Nevânın emr-i tekvînîsini imtisal edip hüsn-ü istimal etse, o dar âlemden çıkacak, meyvedar koca bir ağaç olmakla, küçücük cüz'î hakikati ve ruh-u mânevîsi büyük bir hakikat-i külliye suretini alacaktır."(1)

Bu tarzdaki ifadeleri bir intak-ı bil hak, yani ihtiyaca binaen hakkın söylettirmesi olarak düşünmek gerekir. İnsanların ihtiyacı bu sembolik ve manevi muhavere ile dillendiriliyor. Bunu ille de bir şahsa bir ferde irca etmek gerekmiyor.

Edebiyatta fabl tarzı olarak nasıl bitki ve hayvanat hak namına konuşturuluyor ise, Üstad Hazretleri de bu gibi sembolik manevi ve teşbihi muhavereler ile insanlığa ders ve nasihatte bulunuyor. Yani çekirdeğe şuur atfedilmesi edebi bir sanat açısındandır, yoksa çekirdek de insan gibi imtihana tabidir denilmek istenmiyor.

* * *

Nasıl bir tarlaya buğday tohumu ekilince, bu tohum gelişip büyüyerek buğday başağı oluyor; aynı şekilde insanın fıtrat ve mahiyeti de bir tarla gibidir, Allah bu tarlaya çok muhtelif kabiliyet tohumları ekmiştir. Şayet insan fıtrat tarlasındaki bu kabiliyet tohumlarını İslam suyu ile sulayıp, hayırda inkişaf ettirirse, herbir istidat kabiliyeti yönünde farklı bir mana ve farklı bir ibadet tarzına ulaşır. Böyle hissiyatların ibadet yönünde inkişaf etmesi, insan mahiyetinin kemalat ve hayır noktasından ağaç olmasıdır.

İnsanın mahiyetinde kader planı ile konulmuş ve programlanmış maddi ve manevi sayısız kabiliyet ve duygular vardır. Bu kabiliyet ve programların iki yüzü var, birisi hayra diğeri ise şerre bakıyor. İnsan bu duygu ve kabiliyetleri şerre sevk ederse, bir nevi o duygu ve kabiliyetleri bozmuş ve kokuşturmuş oluyor. İşte insanın iradesini bu yönde kullanmasını Üstad Hazretleri su-i mizaç olarak isimlendiriyor. Yani su-i mizaç hayır ve güzellik için verilen bu duygu ve kabiliyetleri, insan kötü seçimi ile şer ve çirkin yolda istihdam ediyor demektir.

Mesela; insandaki akıl bir cihazdır, bu cihaz sayesinde insan bütün kainat kitabında yazılmış manaları okuyor. Yine insandaki göz dünyadaki bütün renk tonlarını görebilecek bir kapasitedir. Kulak bütün sesleri işitir. Dil dünyadaki bütün yiyecek ve içecekleri tartıp ölçebiliyor. Kalp bütün kainatı kuşatacak kadar geniş bir mahiyettedir. Daha buna benzer çok cihaz ve duygular, insan mahiyetinde vardır. İşte bu cihazları şerde istihdam etmek su-i mizaçtır.

(1) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, İkinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2091 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...