Block title
Block content

"Eğer her şey Cenâb-ı Hakk'a isnad edilmezse, bir ân-ı vâhidde, gayr-ı mütenahî ilahların isbatı lâzım gelir. Ve bütün zerrât-ı kâinattan daha çok olan şu ilahların her birisi, bütün ilahlara hem zıd, hem misil olması lâzım geliyor..." izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Varlık aleminde bir anda sonsuz işler icra ediliyor. Bunların her biri bütün kâinatla ilgili olduğu ve her birinin yapılması  bir İlah kudreti ve iradesi,.. gerektirdiğinden bütün kâinatın yaratıcısı olan Allah’a iman edilmediği taktirde, bu eşya adedince ilahların kabul edilmesi lazım geliyor.

İki ayrı ülkenin hükümdarlarını düşünelim. Bunlar bir yönüyle birbirine zıttırlar, her ikisinin de hükümdar olmaları yönüyle de misildirler.

Bu kâinattaki eşyanın icadı ayrı İlahlara verilemez. Zira bu kâinat bir tek ülkedir. Ve onda yaratılan varlıklar da,  nice farklı alemlerin birlikte vazife görmeleriyle vücuda gelmektedirler. Fatiha Suresinin başında Allah’ın Rabbü’l-âlemîn olduğunun öncelikle zikredilmesi şirkin bütün çeşitlerini ortadan kaldırmaktadır. Zira, bu alemin tümü bir terbiyeden geçmiş ve böylece bir fabrika, bir saray hüviyetini kazanmıştır. Bu fabrikadan çıkan her mahsul  ve bu saraya gelen her bir misafir bütün bir kâinatla irtibat halindedir. Ve onun terbiyesi topyekun kâinatın terbiyesiyle olmaktadır.

O halde,  bu alemde ne birbirine zıt, ne de birbirine misil iki ilah bulunamaz.  Başka bir risalede beyan edildiği gibi “Her şey her şeyle bağlıdır.” “Her şeyi yaratamayan bir şeyi yaratamaz.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...