Block title
Block content

"Eğer Kadîr-i Ezelîye kendini versen, bir kibrit çakar gibi, hiçten, yoktan, bir emirle, hadsiz kudretiyle, seni bir anda halk eder..." devamıyla izah eder misiniz?

 
Soru Detayı:

"Eğer Kadîr-i Ezelîye kendini versen, bir kibrit çakar gibi, hiçten, yoktan, bir emirle, hadsiz kudretiyle, seni bir anda halk eder. Eğer sen kendini Ona vermezsen, belki esbab-ı maddiyeye ve tabiata isnad etsen, o vakit sen, kâinatın muntazam bir hülâsası, meyvesi ve küçük bir fihristesi ve listesi olduğundan; seni yapmak için kâinatı ve anâsırı ince elekle eleyip hassas ölçülerle aktâr-ı âlemden senin vücudundaki maddeleri toplamak lâzım gelir." İzah?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yaratma işini sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi olan Allah’a verdiğimizde, bu işlem çok kolay ve makul oluyor. Ama aynı yaratma işini sebeplere ya da kör sağır ve şuursuz olan tabiata havale ettiğimizde, bu işlem bir o kadar zor ve akıl dışı oluyor.  Bunun sebebi, yaratılmış şeylerin bütün kâinattan elenerek ve süzülerek yaratılmış olmasıdır.

Mesela bir elmayı yaratmak için bütün kâinatı ve içindekileri bilecek bir ilim, görecek bir göz, hepsine hükmü ve emri geçecek bir kudret lazımdır. Çünkü elmanın oluşmasında bütün kâinatın bir fabrika gibi işlemesi gerekiyor.

Mesela, bir elmanın olgunlaşıp kızarması için, dünyamızdan milyon kat büyük olan güneşin en az bir ay tepede belli ve hassas bir ölçüde durması icap ediyor. Şayet elmayı ağaç yapıyor diyorsak, o ağacın hem güneşe hem havaya, hem bulutlara hem toprağa hükmetmesi gerekiyor. Çünkü elmanın yaratılması bütün o sebeplerin ortak ve uyum içinde hareket etmesi ile mümkündür.

Bütün kâinat dolaylı veya dolaysız olarak hayatın teşekkül etmesi için işliyor. Yani kâinat muazzam bir fabrika, hayat ise bu fabrikanın mahsulü hükmündedir. Bu yüzden hayat kâinatın en merkezinde duruyor, âdeta kâinat hayatı netice veriyor.

Evet, hayatın oluşabilmesi için güneşin muntazaman hareket etmesi, bulutların yağmur vaziyetini alması, toprağın hayata beşiklik etmesi, havanın hayata esmesi, ateşin hayatı ısıtması, maden ve bitkilerin hayata kaynaklık etmesi, kâinatın bir ucundaki yıldızın ya da galaksinin yörüngesinden çıkmaması gerekiyor. Zira yörüngesinden çıksa, domino taşı gibi bütün kâinat yerle bir olur, hayatın oluşması imkansız hale gelir. Bu sayılanların hepsi kâinat fabrikasının bir bütün halinde, mükemmel bir intizam ve muazzam bir denge içinde  işlemesi ile olabilir.

"Kâinatın ruhu, nuru, mayesi, esası, neticesi, hülâsası hayattır. "gibi tabirler, hep hayat ile kâinatın bu ilişkisine bir atıftır.

Yukarıdaki bakış açısı ile meseleye baktığımızda, kâinatın en büyük galaksisinden tut ta en küçük atom zerreciğine kadar her şey hayatın oluşmasında bir kurşun asker gibi itaat ve imtisal içinde hareket ediyor. Koca güneş sistemi küçücük arının ısınmasında ve hayata tutunmasında lamba ve soba görevini ifa ettiği gibi, gözle görünmeyen küçücük hücre ve atomlar arının bünyesinde mükemmel bir ahenk ve insicam ile hareket edip arının hayatının devam etmesine hizmet ettiriliyorlar...

Sonuç olarak, bir insanın yaratılması kâinatın yaratılması ile eşdeğerdedir. Öyle ise kâinatı kim yoktan ve hiçten yaratmış ise, insanı da yaratan aynı Zat'tan başkası değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

rüzgar gülü
hızlı cevablamanzdn dolayı teşekkür ederz...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...