"Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar, Ebu Cehiller, aynen Ebu Bekirler gibi teslim olup, mücahede ile mânevî terakki kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif bozulacaktı." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şu âyetin sırrı şudur ki: Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve dar-ı teklif ve mücahededir. İmtihan ve teklif, iktiza ederler ki, hakikatler perdeli kalıp, ta müsabaka ve mücahede ile Ebu Bekir’ler âlâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i sâfilîne girsinler. Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar, Ebu Cehil’ler, aynen Ebu Bekirler gibi teslim olup, mücahede ile mânevî terakki kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif bozulacaktı."(1)

Deprem gibi herhangi bir musibet geldiğinde sadece kafirlerin, zalimlerin, günahkârların evi yıkılsa idi; o zaman imtihanın sırrı bozulacak, herkes zorla iman etmek zorunda kalacaktı. Oysa Allah dünya hayatını imtihan etmek için tasarladı, dolayısı ile bir bela bir musibet geldiğinde iyi kötü ayırt etmeden hepsine eşit bir şekilde dokunuyor.

İmtihanın amacı; Ebu Bekir (r.a) gibi değerli ruhlarla, Ebu Cehil gibi alçak ruhların birbirinden tefrik ve temyizi içindir. Dolayısı ile Allah imtihanın yapısını bozmamak için; musibet ve bela verdiğinde iyi kötü, mümin kâfir ayrımı yapmıyor, hepsi bu musibetten eşit bir şekilde etkileniyorlar.

Ama müminin mal ve can kaybı şehitlik, sevap, sadaka, ebedi cennet gibi mükafatlarla telafi ediliyor. Allah kimseye zerre kadar haksızlık ve zulüm yapmaz. Kâfirler ve sefihler zarara uğramışsa, zaten onların hatalarına binaen musibet geldiğinden, hak ettiklerini bulmuş oluyorlar.

(1) bk. Sözler, On Dördüncü Söz'ün Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...