Block title
Block content

"Eğer o câmidin umumî hayattan hissesi varsa, şevk kendisinin olur; yoksa, o câmidi temsil eden, nezaret eden şeye aittir..." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hayat ya da canlılık, tarifi net olarak yapılamamış bir kavramdır. Bu yüzden neyin canlı olduğu neyin canlı olmadığı konusunda tam bir ittifak yoktur. Mesela bitkiler hayvanlarla kıyaslandığında aynı türden bir canlılığa sahip olmadığı açıktır. Canlılığın en önemli özelliği olan bilinç açısından (yani kendisinin ve çevresinin farkında olmak ve bunlardan acı veya sevinç duyacak bir hassasiyet ve şuura sahip olmak açısından) konuya bakarsak: Eskiden şuur ve duygu atfedilemeyen bitkilerin günümüzde etrafındaki insanların ruh halinden ve seslerin niteliğinden etkilendikleri bilimsel deneylerle ispatlanmış durumda.

Demek ki, bitkilerinde -hayvanlar kadar olmasa da- bir duygu ve bilinç dünyası var. Benzer şekilde etrafımızdaki -şimdilik cansız kabul ettiğimiz- bir çok şeyin de bitkiler kadar olmasa da bir çeşit duygu ve bilinç dünyasının sahip olabileceğine işaret eden görüşler var. Mesela bunlardan suyun etrafından nasıl etkilendiğini gösteren yayınlar bunlara örnek olarak verilebilir: (Japon araştırmacı Dr. Masaru Emoto’nun yaptığı çalışmalar su moleküllerinin ve atomlarının bir insan duyarlılığına sahip olduğunu ortaya koyuyor.).

Bütün bunlardan şu çıkıyor: Biz henüz hayatın ne olduğunu bilmiyoruz. Hayat denilen hakikattan her varlık farklı bir şekilde hissedardır. Bir çok şey bize onların da hayat sahibi olabileceğine (yani kendilerinden ve çevrelerinden haberdar olabileceği, hatta acı veya lezzet duyabileceğine) dair ipuçları sunmaktadır. Üstad Lemeat'ta “Küremiz hayvana pek benziyor, âsâr-ı hayat gösteriyor.”(1) buyurmaktadır.

Ayrıca; hadis ve ayetlerdeki şu ifadeler bakarsak:

• On Dokuzuncu Mektup'ta anlatılan, kuru hurma kütüğünün Peygamberimizin (asm) ayrılığından ağlaması,

• Sebîr Dağının, "Yâ Resulallah, benden ininiz. Korkarım, benim üstümde sizi vururlarsa Allah beni tâzip eder. Onun için korkarım."(2) dediği ve Cebel-i Hira'nın kendisini çağırdını anlatan hadiseler,

• "(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz katılaştı. Artık kalpleriniz taş gibi yahut daha da katıdır. Çünkü taşlardan öylesi var ki, içinden ırmaklar kaynar. Öylesi de var ki, çatlar da ondan su fışkırır. Taşlardan bir kısmı da Allah korkusuyla yukarıdan aşağı yuvarlanır. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir." (Bakara, 2/74)

"Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, azizdir, hakimdir." (Hadid, 57/1)

Bütün bunlar göz önünde alındığında karşımıza iki şey çıkıyor: Bunlar bizim anladığımız anlamda olmasa da bir hayata sahip olabilirler. Hayata sahipseler bir çeşit şevk ve lezzete sahip olabilirler. Veya her şeye müekkel olan (yani ondaki ilahi tecellilere nezaret eden) bir melek vardır ve bu şuur ve lezzet alametleri o melekelere ait olabilir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Lemeat.
(2) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, On Birinci İşaret.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Sekizinci Nota | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4967 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...