Block title
Block content

"Eğer onun hakikî mahiyeti ve sırr-ı hilkati bilinse, kendisi açıldığı gibi kâinat dahi açılır." ifadesine binaen; ene mahluk mu değil mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sırr-ı hilkat" ile işaret edilen sahiplenme duygusudur ve bu duygu mahluktur; mahluk olmayan farazilerdir.

Mesela, "Benim evim." dediğimde, evin benim olması farazidir ve mahluk değildir, ama eve sahiplenmem bir duygudur ve bu duygu mahluktur. Yani enenin iki menzili var, birisi duygu boyutu ki sahiplenme duygusudur ve bu duygu  mahluktur. Bir de bu duygu ile farazi bir şekilde evin kendime ait olduğunu zannetmemdir; bu ise tamamen kurmaca ve farazi bir durumdur. İkisi arasındaki farka dikkat etmek gerekir.

Bizdeki ene yani benlik hissi hakiki değil nispi ve itibaridir. Bu sebeple Allah ile mukayese edilmesi hakikat noktasında değil itibari ve nispi bir noktadadır. "Bizim" diye sahiplendiğimiz cüzi kudret, ilim, mülk gibi şeyler haddizatında Allah’ındır. Biz sadece kıyas yapabilmek için mecazi bir şekilde "bizim" diye hissediyoruz. Bu his gerçek ve mahluk, hissedilen ise farazi ve mahluk değildir. 

İnsandaki görme, işitme, hissetme, kuvvet gibi şeyler hakikidir, ama Allah’ın isim ve sıfatlarının birer işleri birer tecellileridir. Bizim bunları  farazi ve hayali bir surette sahiplenmemiz ise, Allah’ın sonsuz sıfatlarını kıyas ile idrak etmek içindir. Yoksa insan bu cüzi hakiki fiiller noktasından da tam bir teslimiyet ve cebir içindedir. Yani bunlara hakiki anlamda sahip ve malik değildir. İnsanın buradaki tek sorumluluğu, Allah’ın sonsuz sıfatlarını kavramak için farazi bir temellük yapmasıdır. Şayet bu temellük yani sahiplenme felsefenin tesiri ile hakiki bir surete dönerse, yani kul kendini gerçek malik sayarsa işte mesuliyet orada başlar.

İnsan ince bir çizginin üstündedir, sağa kayarsa hakka gider sola kayarsa batıla sapar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...