Block title
Block content

"Eğer Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hayat-ı içtimaiye ve şahsiyesinde daima harikulâdelere ve mucizelere istinad etseydi, o vakit imam-ı mutlak ve rehber-i ekber olamazdı." Peygamberimiz'den bedeni olarak daha çok işkence çekmiş olanlar var, Efendimiz bunlara nasıl imam ve rehber olabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamberlerin amellerine kemiyet açısından değil keyfiyet açısından bakılmalıdır. Peygamberlerin az ameli diğer insanların çok amelinden daha faziletli daha makbuldür, yirmi gram altının bin kilo bakırdan üstün olması gibi. Öyle ki bir peygamberin kıldığı iki rekat namaz, belki bir evliyanın bütün ömründe yapmış olduğu ibadetlerden daha keyfiyetli daha faziletli olabiliyor.

Evliyalar içinde bir gecede iki bin rekat namaz kılanlar olmuş, ama nebilere yetişememiş. Bu yüzden nebilerin amellerini sayı adedi üzerinden değil kalite/keyfiyet üzerinden değerlendirmek gerekir.

Bir peygamberin çekmiş olduğu sıkıntı ve meşakkat, onun diğer insanlara imam ve model olmasına kafidir. İmam ve model olabilmesi için ille de amellerinin en çok ve en adedi fazla olması gerekmiyor.

Peygamber Efendimiz (asm) Hazreti Bilal ya da bir Hubeyb (ra) gibi kızgın kumlarda işkence görmedi, vücudu dağlanmadı, yani bedeni bir azaba onlar gibi maruz kalmadı, ama onlara imam-ı mutlak ve modeldir.

"İmam-ı mutlak" tabirini, sadece mutlak sayı üstünlüğü şeklinde anlamak sığ bir bakış olur. Peygamber Efendimiz (asm)'in mübarek dişinin kırılma anındaki manevi tavrına ve Allah’a olan iltica keyfiyetine kimse yetişmez...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dokuzuncu İşaret | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1272 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

karolin
Peygamber Efendimiz Hazreti Bilal ya da bir Hubeyb (ra) gibi kızgın kumlarda işkence görmedi vücudu dağlanmadı yani bedeni bir azaba onlar gibi maruz kalmadı ama onlara imam-ı mutlak ve modeldir...diyorsunuz ama Peygamber Efendimiz en yüksek mevkideyken,en fazla belalar ona gelmesi gerekmez miydi?Hz.Bilal gibi..Burayı aklıma sığıştıramadım.. Hz.Bilal demez mi,ben Peygamberden daha çok azap,imtihan gördüm diye?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Anlaşılan keyfiyet kemiyet konusunu dikkatlice tahkik etmemişiniz. Allah sayı çokluğuna değil amelin keyfiyetine değer veriyor. Peygamberler diğer insanlara sayı çokluğu açısından değil keyfiyet açısından üstündürler. Yani nebilerin az ameli diğer insanların çok amelinden daha faziletli daha keyfiyetlidir.
Hem de, deniz yüzü ile katrenin gözbebeği, güneşin tamam-ı aksini tutmakta müsavidirler. Fark keyfiyettedir. Hazret-i Mûsâ (a.s.) ve Hârun'un (a.s.) deniz-misal âyine-i ruhlarına in'ikâs eden mahiyet-i sevap, bir katre hükmünde bir abd-i mü'minin bir âyetten aldığı aynı mahiyet-i sevaptır. Mahiyetçe, kemiyetçe birdirler. Keyfiyet ise, kabiliyete tâbidir.
Hem bazan olur ki, birtek kelime, birtek tesbih öyle bir saadet hazinesini açar ki, altmış sene hizmetle o açılmamış. Demek bazı hâlât oluyor ki, birtek âyet, Kur'ân kadar fayda verebilir.
Hem İsm-i Âzama mazhar olan Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın bir âyette mazhar olduğu feyz-i İlâhî, belki bir peygamberin umum feyzi kadar olabilir. Veraset-i Ahmediye ile İsm-i Âzam zılline mazhar bir mü'min, kendi kabiliyeti itibarıyla, kemiyetçe bir nebînin feyzi kadar sevap alıyor denilse, hilâf-ı hakikat olamaz. Yirmi Dördüncü Söz

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas

Peygamberimiz maruz kaldığı musibetlere karşı gösterdiği sabırla, hz. bilal-ı habeşiye, hz. hubeyb e ve diğer sahabelere örnek olmuştur ve işkencelere maruz kalan sahabelere verdiği manevi moralle onların sabır kuvvetini ve dayanma gücünü arttırmıştır. mesela hz. ammar a, ey ammar ailesi sabredin, sizin mükafatınız cennettir diyerek onlara manevi destek olmuştur. belki peygamberimizin maruz kaldığı musibetlere, işkencelere, hz. bilal, hz. hubeyb maruz kalsaydı belki dayanamayacaklardı. kızgın kuma yatırılıp işkence göre o sahabelerin bir imtihanıydı, ve ALLAH hiç kimseye kaldıramayacağı bir yük yüklemezdi, nitekim sahabeler de o işkencelere dayanmışlar, vazgeçmemişlerdi, sahabe olmak kolay değildi ve ALLAH onları kuran da sena etmişti. ALLAH, her olayda bir hikmet vaz etmiş, mesela hz. ammar, bir gün yapılan işkencelere dayanamayarak, kalben değil de dille, resulullahın peygamberliğini inkar etmiş, peygamberimiz, kalben inkar etmediysen günah yoktur müjdesini vermiş, hz. bilal de, hz. hubeyb de katlandıkları işkencelerin mükafatını almış ve alacaktır. Peygamberimizin hayatında karşılaştığı sıkıntılar veya peygamberimizin ölümünden önce maruz kaldığı şiddetli ağrılar, hz. bilal ve hz. hubeybin başına gelseydi belki dayanamayacaklardı. zaten, sahabeler şu sıkıntıyı çekmiş, peygamberimiz bu sıkıntıları çekmiş diye sahabelerle, peygamberimiz arasında bir karşılaştırma yapmak, bir kıyas yapmak yanlış. biz ALLAH a, islama hizmet uğrunda başımıza gelmiş ve gelecek her musibete, her sıkıntıya karşı sabırla mükellefiz ve bu dava uğrunda gelecek olan sıkıntıların başımız üstünde yeri var, ve islama hizmet uğrunda ben şöyle bir belaya katlandım diye benlik, kibir yapamayız, o dayanma gücünü ALLAH vermiş ve bila-l habeşi de hiç bir zaman ben, resulullahtan daha çok musibetlere katlandım diye bir şey dememiş ve demez de..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin
Evet hamditaş kardeşim..hz.bilale peygamberimizin sıkıntısı verilseydi, dayanamayacaktı.. Allah razı olsun. .
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mustafa kayapalı
Musibet sadece maddi musibetten ibaret değildir. Bazı manevi musibetler vardır ki maddi musibet onun yanından çok basit kalır. Zübeyir Abi," Teessürden dolayı kalpten bir parça kopsaydı, bir kişi imansız oldu sözü karşısında kalbin paramparça olması gerekirdi" diyor. Kuran Şuara suresinde Efendimiz(as) için "Onlar iman etmiyorlar diye sen kendini helak edeceksin" buyuruyor. Onun bir kişinin iman etmeyişi karşısında duyduğu ızdırap Hz. Bilal(ra)ın çektiği sıkıntının kim bilir kaç katı idi. Büyükler hep "Ateş nereye düşse beni yakar felsefesiyle yaşadıkları için büyükler büyüğü Efendimiz(as) kendi dertlerini unutmuş hep ümmetinin dertleriyle iki büklüm olmuştur. Hz. Bilal(ra) o sıkıntıyı çekerken Efendimiz(as) Onun çektiğinin kaç katını onun adına çekiyordu kim bilir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...