Block title
Block content

"Eğer tevhid nazarıyla bakılmazsa; o cüz'î imanı, ya mütehakkim ve hodbin Mu'tezileler gibi kendi nefsine veya bazı esbaba havale eder ki, hakikî fiyatı ve bahası Cennet olan o Rahmanî pırlanta bir cam parçasına inip âyinedarlık ettiği kudsî cemalin lem'asını kaybeder." İman ve hidayet zaten kendisi tevhid iken, nasıl bu nazarla bakılmayabiliyor ve nasıl kudsî cemalin lemasını kaybediyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir eseri, bir nimeti sebebe verirsek; o eserin, o nimetin sahibine bakan yönlerini karartmış oluruz. Mesela, ilaç şifaya nasıl bir vesile ve sebep ise hoca, âlim, kitap, ezan, musibet gibi şeyler de birisinin hidayetine vesile ve sebep olabilirler. Şifayı ilaçtan bilmek nasıl şirk ise, hidayeti sebeplerden bilmek de aynı şekilde şirktir.

Evet, şifa büyük bir nimettir ve ilaçtan bilinirse Allah’a edilecek şükrün yolunu tıkar. Hidayet şifadan daha büyük bir nimettir ve sebeplerden bilinmesi aynı şekilde Allah’a edilecek şükrün yolunu tıkıyor. Ama tevhit nazarı ile bakılırsa, şifa da hidayet de Allah’tandır; buna vesile olan sebepler sadece birer bahane ve şeffaf birer perdedirler. Dolayısı ile tevhit nazarı şükür nazarıdır.

Nimet içinde nimeti vereni hatırlamak, nimetin kendisinden daha büyük bir nimettir. Nimeti sebeplerden bilmek, nimeti vereni inkâr etmektir; dolayısı ile nimet içindeki o büyük nimeti de yok etmek anlamı taşıyor.

Hidayet bir nimettir, hidayeti verenin Allah olduğunu bilmek ve ona şükretmek daha büyük bir nimettir. İşte nimet içinde gizli olan bu büyük nimeti bilmek; ancak tevhit ile mümkündür. Sebep putuna tapanlar, tevhidi terk ettikleri için, bu gizli ve ikinci nimeti göremiyorlar.

Tevhit gözü; bir alim eli ile gelen hidayet içinde, Hadi olan Allah’ı görebilmektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Makam, Birinci Meyve | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1360 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...