Block title
Block content

"Eğer yalan söylemişse, beni riyadan ve riyanın esası olan şöhret-i kâzibeden kurtarmaya yardımdır." Üstad'a atılan bir iftiranın, onun "riyadan kurtulmasına sebep olmasını" izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Birinci hikâye: İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebepsiz, gıyabımda tezyifkârâne, hakaretli sözler söylemişti. Sonra bana söylediler. Bir saat kadar Eski Said damarıyla müteessir oldum. Sonra, Cenâb-ı Hakk'ın rahmetiyle şöyle bir hakikat kalbe geldi, sıkıntıyı izale edip o adamı da bana helâl ettirdi. O hakikat şudur:"

"Nefsime demiştim: Eğer onun tahkiri ve beyan ettiği kusurlar şahsıma ve nefsime ait ise, Allah ondan razı olsun ki, benim nefsimin ayıplarını söyler. Eğer doğru söylemişse, beni nefsimin terbiyesine sevk eder ve gururdan beni kurtarmaya yardımdır. Eğer yalan söylemişse, beni riyadan ve riyanın esası olan şöhret-i kâzibeden kurtarmaya yardımdır. Evet, ben nefsimle musalâha etmemişim. Çünkü terbiye etmemişim. Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse, ondan darılmak değil, belki memnun olmak lâzım gelir."(1)

Başımıza gelen her olayda, nefsimizi terbiye edecek bir cihet vardır. Üstad Hazretleri burada bu terbiye işine işaret ediyor. Kainatta tesadüf olmadığına, her hadise Allah’ın tasarrufunda cereyan ettiğine göre, her hadisede bir hikmet ve bir terbiye noktası aramak gerekir.

Üstad Hazretleri burada bu noktadan hareket ederek, hem nefsini terbiye ediyor hem de ruhunda oluşan o sıkıntıdan kurtuluyor. Tam bir teslimiyet ile kadere sığındığı için, onun intikamını onun yerine Allah alıyor. Demek biz de tam bir teslimiyet ve ihlas ile Allah’a sığınsak, bizim hakkımızı müdafaa edecek odur. Ama biz olaylara nefsimiz ile müdahil olduğumuz için, Allah bizi olayların akışına bırakıyor ve biz de o olayların ağırlığı altında sıkıntı ve azap çekiyoruz. Demek rahat ve huzur kadere teslim olmaktan geçer.

O hikaye altındaki münazara ve mütalaalar, Üstad Hazretlerinin nefsi ile olan bir hesaplaşmasıdır. Bu hesaplaşmanın sonunda nefis ikna edilip sükunet bulunca, Üstad Hazretleri hem olayın tazyikinden kurtuluyor hem de müdürün o çirkin haksız tahkirinden intikam alma işini Allah yapıyor.  

Nefis şöhretten çok hoşlanır; Üstad nefsin bu damarını iyi bildiği için, bu hadisede nefse bir sille bir hisse çıkarıyor. Müdürün yalan iftiraları Üstad Hazretlerinin millet nezdindeki itibarına ve şöhretine yöneliktir. Yani müdürün amacı Üstad'ın millet üzerindeki etkisini ve şöhretini kırmaya yöneliktir, bir cihetle  itibarsızlaştırma işlemidir.

Gerçek şöhret Allah’ın rıza makamıdır; yalancı şöhret ise insanların fani ve esassız teveccühleridir. Üstad'ın işaret ettiği nokta insanların teveccühünden Allah’ın teveccühüne yönelmektir.

(1) bk. Mektubat, On Altıncı Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Nokta | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1706 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

fakirullah
Çok güzel bir nazar, Allah razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...