Ehl-i dalalet, fennî meselelere bakarken ve bazı bilim adamları, mahlukatı incelerken onların yaratıcısını hiç düşünmüyorlar. ... Bu konuya nasıl değerlendirmek gerekir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

«Sen Kur'anı pek âlî, çok parlak görüyorsun. Bîtarâfâne muhakeme et, öyle bak. Yâni bir beşer kelâmı farzet bak... Acaba o meziyetleri, o zînetleri görecek misin?» dedi. Hakikaten ben de ona aldandım. Beşer kelâmı farzedip, öyle baktım. Gördüm ki: Nasıl Bayezid'in elektrik düğmesi çevrilip söndürülünce ortalık karanlığa düşer. Öyle de o farz ile Kur'anın parlak ışıkları gizlenmeğe başladı. O vakit anladım ki, benim ile konuşan şeytandır. Beni vartaya yuvarlandırıyor. Kur'andan istimdad ettim. Birden bir nur kalbime geldi. Müdafaaya kat'î bir kuvvet verdi. O vakit şöylece şeytana karşı münazara başladı..."(1)

- Ehl-i dalalet, fennî meselelere bakarken ve bazı bilim adamları, mahlukatı incelerken onların yaratıcısını hiç düşünmüyorlar. Yahut varlıkların oluşları hakkındaki farklı görüşleri tarafsız olarak değerlendirebiliyorlar. Mahlukatın yaratılışını Allah’a vermedikleri halde; yine ondaki harika sanatı ve mükemmelliği takdir edebiliyorlar. Bu konuya nasıl değerlendirmek gerekir?

Cevap:

Herkesin bildiği bir örnek verelim: Bütün canlıların hayat kaynağı olan su, iki molekül hidrojenle bir molekül oksijenden meydana geliyor. Suyun oluşumu hakkında birçok farklı görüşler ortaya atılabilir. Kimi bunun tesadüfen olduğunu, kimi tabiî olarak meydana geldiğini söyleyebilir. Bütün bu farklı görüşler suyun gerçek değerini değiştirmez ve onun hayatımızdaki önemine bir zarar vermez. Suyu, Allah’ın büyük bir ihsanı, kudretinin bir mucizesi olarak değerlendiren müminler, bu nimete karşı şükür görevlerini yerine getirirler. Aksi yolda gidenler, suyu şükürsüzce ve düşüncesiz olarak tüketirler. Ne tefekkürden nasip alırlar, ne de şükürden.

Fakat Kur’an ayetleri buna benzemez. Meselâ, Kur’an'daki namaz emrini düşünelim. Bu emir İlâhî değilse, bir beşer tarafından verilmişse emrin müessiriyeti o kadar azalır ki, sanki bir anda, arştan yere düşmüş gibi olur.

Beşerin verdiği bir emri yerine getirme konusunda kimsede bir istek uyanmayacağı gibi, o emrin yerine getirilmemesi halinde de yine beşerin vereceği hayalî cezalar da ruhlarda bir tesir icra etmez.

(1) bk. Sözler, On Beşinci Söz'ün Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...