"Ehl-i dalâlet ve sefahet, yüz bin lezzeti ve zevki alsa da, yine o mânevî bir cehennem kalbinde yaşar ve yakar. Fakat pek kalın gaflet sersemliği muvakkaten hissettirmez." gaflet sersemliği ile birlikte izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Gaflet; dikkatsizlik, vurdumduymazlık, ehemmiyetli işleri bırakıp kıymetsiz şeylerle uğraşmak gibi mânâlara geliyor.

Üstad Hazretleri bir risalesinde,

“Gaflet, hissi iptal ediyor. Ve bu zamanda öyle bir derecede iptal-i his etmiş ki, bu elîm elemin acısını ehl-i medeniyet hissetmiyorlar.” buyurur. (Lem'alar, On Yedinci Lem’a)

Bir başka risalesinde de şu çok önemli tespite yer verir:

“Nefs-i insaniye, muaccel ve hazır bir dirhem lezzeti, müeccel, gaip bir batman lezzete tercih ettiği gibi, hazır bir tokat korkusundan, ileride bir sene azaptan daha ziyade çekinir." (Lem'alar, On Üçüncü Lem’a)

Bunun küçük bir misalini haylaz talebelerde görüyoruz. Bir talebe, sınıfta kaldığı ve okuldan atıldığı takdirde istikbalde başına ne gibi sıkıntılar geleceğini çok iyi bilir. Ama kötü arkadaşlara uyarak yanlış yola saptığında artık onda gaflet hâkim olur, bunları hiç düşünmez bile.

“Muvakkaten hissetmeme” ifadesi, ya insanın gençlik dönemine bakar; zira bu dönemde insan gafletin zirvesindedir. Veya dünyanın geçici olması yönüyle bu ifade tüm dünya hayatına bakar.

“Elbette o ehl-i dalâlet ve sefahet, yüz bin lezzeti ve zevki alsa da, yine o mânevî bir cehennem kalbinde yaşar ve yakar.”

İnsan, başıboş bir varlık olmadığını gafletle ve sefahetle düşünmek istemese bile, vicdanı bunları o kişiye daima hatırlatır.

“Akıl tatil-i eşgal etse de, nazarını ihmal etse, vicdan Sanii unutamaz. Kendi nefsini inkar etse de onu görür. Onu düşünür. Ona müteveccihtir.” (Mesnevî-i Nuriye, Nokta)

Sahipsiz, başıboş, sonu ölümle bitecek bir yolculuk yaptığına inanan insan, kendini uzun süre aldatamaz. Vicdanı onu daima rahatsız eder.

İnsan, son derece âciz bir varlık olduğu halde, bu âlemde “her şeyin onun imdadına koştuğu” hakikatinden bir süre gaflet etse bile, aklı başına geldiğinde, bu işlerin tesadüfen olamayacağını, bu ihsanlara ve ikramlara karşı Rabbine şükretmesi gerektiğini vicdanı ona ihtar eder.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...