Block title
Block content

Ehl-i dalaletin mazi ve müstakbelinin mukayesesi yapılırken mazideki vaziyetleri “akıl alakadarlığı” olarak nazara veriliyor. Gelecek zamanlar ise “itikadsızlıkları” noktasından değerlendiriliyor. Bunun sebebi ne olabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Belki ehl-i dalâletin ve gafletin hayatı, belki vücudu, belki kâinatı, bulunduğu gündür. Bütün geçmiş zaman ve kâinatlar, onun dalâleti noktasında mâdumdur, ölmüştür; akıl, alâkadarlığı ile ona zulmetler, karanlıklar veriyor. Gelecek zamanlar ise, itikadsızlığı cihetiyle yine mâdumdur. Ve ademle hâsıl olan ebedî firâklar, mütemâdiyen onun fikir yoluyla hayatına zulmetler veriyorlar."(1)

Önceki soruda da geçtiği gibi, insanın aklı hem mazi hem de istikbal ile alâkadardır; ona bu iki zaman dilimini hatırlatarak, maziden ders alıp istikbale hazırlanmasına yardım eder. Burada ayrı bir mesaj verilmektedir: Ehl-i dalalet ve gaflet, maziyi düşündüğünde onu hiçlik olarak değerlendirir, ölmüş ebeveyninin, dedelerinin, ninelerinin ve diğer bütün sevdiklerinin hiçliğe gömüldüklerini zanneder. Ahirete itikat etmediği için kendisini de istikbalde aynı yolun yolcusu olarak görür. O da bir gün yok olacak, gelecek nesillerce unutulacak, yokluğa gömülecektir. Kendi varlığından ve bütün sevdiklerinden bu ebedi ayrılık, onun ruhuna zulmetler verir.

Burada “zulmet” kelimesinin kullanılması, “İman hem nurdur hem kuvvettir.” cümlesiyle yakından ilgilidir. İmanlı bir kişi için kabir “zulümatlı bir kuyu ağzı” olmadığı gibi, “kabir tünelinin” öte ucu ebedi hayata çıkmaktadır ve ebedi bir cennet onu beklemektedir. Bu inanç, o mümine ayrı bir kuvvet verir ve dünya hayatını saadet içinde geçirmesini temin eder.

(1) bk. Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...