Block title
Block content

"Ehl-i fetret ehl-i necattırlar. Bil-ittifak teferruattaki hatîatlarından muahazeleri yoktur. İmamı Şafiî ve İmam Eş'arîce küfre de girse, usûl-u imânîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır." izahı, "usûl-u imânî" ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Usul-u imani" İslam’ın kurallarına göre iman etme şeklidir. Yani imanın altı esasını kalp ile tasdik edip dil ile ikrar etmek usul-u iman oluyor. Bu kurala göre iman edilmezse, iman sahih ve geçerli olmaz.

Mesela, birisi dese ki "Ben imanın altı şartından beşini kabul ederim, ama birisi kafama yatmıyor, onu kabul etmem." derse, bu kişinin imanı geçerli ve sahih olmuyor.

Fetret döneminde peygamber gönderilmediği ve daha önceki hak dinde unutulduğu ya da perdelendiği için, bu dönemde imanın altı şartını tamamı ile tasdik etme sorumluluğu kalkıyor. Bu yüzden fetret dönemindeki insanlar "usul-u imani"den sorumlu olmuyorlar. Yani kurallarına göre iman etme yükümlülükleri bulunmuyor.

İmam-ı Maturidi'ye göre fetret dönemindeki insanların Allah’a iman etmeleri kurtulmaları için yeterlidir. İmanın diğer şartlarını kabul etme zorunlulukları bulunmuyor. Çünkü imanın diğer şartlarını akıl ile bulmaları mümkün değildir. Ama insan, aklı ile Allah’ı bulabilir.

İmam-ı Eşari ve İmam-ı Şafi, İmam-ı Maturudi'den farklı olarak, fetret dönemindeki insanlar tamamen sorumsuzdur demektedir. Yani fetret dönemindeki insanların Allah’a iman etmeleri de gerekmiyor.

Üstadımız bu hususa şu şekilde işaret etmektedir:

"Fakat zaman-ı Fakat zaman-ı fetrette, وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولاً  sırrıyla ["Peygamber göndermedikçe Biz kimseye azap edici değiliz." (İsrâ, 17/15)].sırrıyla, ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bil'ittifak, teferruattaki hatîatlarından muahazeleri yoktur. İmam-ı Şâfiî ve İmam-ı Eş'arîce, küfre de girse, usul-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i İlâhî irsal ile olur ve irsal dahi ıttıla ile teklif takarrur eder. Madem gaflet ve mürur-u zaman, enbiya-yı sâlifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür; etmezse azap görmez. Çünkü mahfî kaldığı için hüccet olamaz."(1)

İmam-ı Eşari ve Şafi’nin dayandığı ayetler şunlardır:

“Kim doğru giderse sırf kendi lehine gider, kim de sapıklık ederse ancak aleyhine eder. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. Peygamber göndermedikçe biz kimseye azap edici değiliz."(İsra, 17/15)

“Allah hiçbir nefse kaldıramayacağı yükü yüklemez.” (Bakara, 2/286)

“Uyarıcılar olmadan biz hiçbir beldeyi helak etmedik.” (Şuara, 26/208)

“Rabbin (beldelerin) merkezinde ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe, beldeleri helâk edici değildir.” (Kasas, 28/59)

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Sekizinci Risale...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Sekizinci Risale olan Sekizinci Mesele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 700 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...