"Ehl-i gafletin sâni olarak telakki ettikleri tabiata, cenah olarak yapıştırdıkları kör tesadüf ve ittifak ise, dalâletten neşet eden ızdırar neticesinde şeytanların ihtirâ ettikleri hezeyanlardır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"...Ehl-i gafletin sâni olarak telakki ettikleri tabiata, cenah olarak yapıştırdıkları kör tesadüf ve ittifak ise, dalâletten neş'et eden ızdırar neticesinde şeytanların ihtirâ ettikleri hezeyanlardır."(1)

Izdırar; çaresiz kalmak, mecbur olmak, başka çıkar yol bulamamak demektir. İstikamet yolu, yani yegane doğru yol, bu âlemi bütün sıfatları sonsuz olan Allah’ın yarattığıdır. Bunun dışındaki bütün düşünceler ve inançlar batıldır; haktan sapmadır, dalâlettir. Bu dalâlet yollarından birisi de tabiatperestliktir.

Ehl-i gaflet, hakikatlere göz kapamakla, kâinattaki ince hikmetleri, hassas nizamı, rahmet ve hikmet tecellilerini düşünmeden sadece nefis, menfaat ve sefahat odaklı bir hayat geçirirler. Bunlar, hayatsız bir kâinattan hayatın kaynamasını, canlıların duygularla donatılmalarını, her canlıya en uygun bedenin giydirilmesini, en münasip rızkın takdir edilmesini aklen izah etmekte zorlanırlar. İşte onlar bu çaresizlik içinde iken şeytan bu işlerin tesadüfen olduğunu, varlıkların yine tesadüfen bir araya gelerek faydalı sonuçlar doğurduklarını onlara telkin eder. Onlar da akıldan çok uzak olan bu yolu, -denize düşen yılana sarılır misali- bir ızdırar neticesinde kabul ederek, kendilerini aldatır, akıllarını perdeler, vicdanlarını sustururlar.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Zeyl.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...