Block title
Block content

"Ehl-i küfrün bir hakikati nefyetmesi ise, bir meseleyi halletmek veyahut dar bir delikten geçmek veyahut bir hendekten atlamak misalindedir ki, bin de, bir de, birdir." ifadelerini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada asıl mesele, ehli küfürün inkar ediş sebeplerinin ve gerekçelerinin farklı olması sebebi ile biribirlerine bir kuvvet, bir yardım veremeyeceği hususudur. Yani kafirlerin çokluğunda ve kalabalık oluşunda hiçbir hakikat yoktur. Ya da onlar bir hakikatin etrafında değil, binlerce hakikatsizliğin etrafında kümelenmişlerdir.

Üstat kafirlerin bu halini "dar bir delikten geçmeye ya da bir hendekten atlamaya" benzetiyor. Dar delikten geçerken başkaları sana yardım edemez ya da bir hendekten atlarken başkası sana müdahale edemez. Kafirlerin farklı inançları da aynen bu delik ve hendek gibidir. Biribirlerine yardım ve fayda temin etmezler.

Ama iman edenler aynı şeye iman ediyor, aynı davaya parmak basıyor, aynı hakikatin etrafında toplanıyorlar. Bu yüzden biribirlerine kuvvet veriyorlar. Üstat bu manayı "bir taşın kaldırmasına" benzetiyor. Taşın altına ne kadar el gelirse o kadar kuvvetlenir.

Gökteki hilali inkar edenlerin inkar sebepleri muhteliftir. Kimisi buluttan göremediği için hilal yoktur der, kimisi ben görmek istemiyorum der, kimisi gözü arızalı olduğu için yoktur der vs... Her birinin inkar sebebi diğerininkinden farklıdır. Bu yüzden biribirlerini teyit ve takviye edemezler. Mesela buluttan dolayı ayı görmeyen adam, gözü arızalı adamın görmeyişine ne gibi bir takviye verebilir.

Aynı şekilde kafirlerin inkar sebepleri muhteliftir. Kimi inadından inkar eder, kimi hasetliğinden inkar eder, kimi ibadet yükünden kaçmak için inkar eder, kimi ahmaklığından Allah’ın varlığına ve birliğine olan işaretleri okuyamadığı için inkar eder, kimi de örf ve adetlerine körü körüne bağlı olduğu için inkar eder... Bunların hiçbirisi bir noktaya bakıp, bir hakikati gördükleri için değil, farklı sebeplerden dolayı inkar ediyorlar.

Ama iman ehli ise bir noktaya, bir hakikate bakıp, orada gördüğü şeye iman ediyor. Yani kafirler gibi; "Benim nazarımda bu haktır, bu doğrudur." demiyor. Belki, hak ve doğru onları hakka sürüklüyor. Yani iman edenlerin iman gerekçeleri ve sebepleri aynıdır; kafirlerin küfür sebep ve gerekçeleri ise biribirinden farklıdır.

Bir meseleyi halletmek için bir çok kişinin olması fayda veremez mi?

“Bir  meseleyi halletmek, veyahut dar bir delikten geçmek veyahut bir hendekten atlamak...” gibi tabirler, küfrün ittifaktaki zafiyetine işaret eden temsil ve misallerdir.

İman edenler bir noktaya bakıp bir nokta üzerinde ittifak ettikleri için, onların durumu büyük bir taşın çok eller tarafından kaldırılmasına benzetiliyor. Yani taşın altına ne kadar el girerse ittifak o nispette kuvvet kazanır.

Lakin bu husus küfürde geçerli değildir. Zira kafirler bir noktaya bakıp bir nokta üzerinde ittifak etmiyorlar. Hepsinin küfür ve inkar gerekçesi birbirinden farklı ve başkadır. Hal böyle olunca, onlar ferdi kalıp bir birine destek ve kuvvet veremiyorlar. Bu inceliği Üstad Hazretleri “Bir  meseleyi halletmek, veyahut dar bir delikten geçmek veyahut bir hendekten atlamak...” temsil ile akla yaklaştırıyor.

Mesela Hinduların inkar gerekçesi ile Yahudilerin inkar gerekçesi birbirinden farklıdır. Bu yüzden bir Hindu ile Yahudi müttefik olamazlar. Bu ikisinin hali dar bir delikten geçmeye benzetiliyor ki, dar delikten bir kişi geçebilir, diğerinin ona bir faydası söz konusu değildir. Ya da hendekten atlayan birisine bir başkası yardım edemez.

İşte kafirlerin birbirlerine olan durumu bu şekildedir. Bir meseleyi halletmek de bu iki misalin benzeri manasında kullanılmıştır. Bir kişilik bir meseleye ikinci kişi müdahil olamaz anlamındadır. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...