"Ehl-i sünnet ve cemaat" tabirini izah eder misiniz, buradaki cemaatten maksat nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Buradaki "cemaat" tabiri Peygamber Efendimiz (asm)'in sünnetini harfi harfine takip ve taklit eden ehl-i hakkın genel bir adıdır. Sahabeler ve onu takip eden tabiin ve onları takip eden tebe-i tabiine uyan İslam ümmeti manasınadır.

Daha da muşahhas olarak ifade edecek olursak itikatta Eşari ve Maturidi, amelde Hanefi, Maliki, Şafi ve Hanbeli mezhebini takip eden bütün Müslümanlar bu cemaat kapsamına girer. Bir nevi İslam âleminin kolektif aklı, ümmetin ortak vicdanı demektir.

Şia ve Haricilik gibi diğer cemaat ya da mezhepler ise, İslam dairesinde olmakla birlikte yukarıda tarif ettiğimiz cemaatin içinde değildirler. Bunlar Kur’ân ve sünneti kendi hevai fikirlerine göre yorumlayıp ümmetin ortak aklı olan Ehl-i sünnete muhalif hareket ettikleri için, bidat ehlidir, cemaat sınıfına girmezler.

Bu husus Hadis-i Şerifte şu şekilde beyan ediliyor: Peygamber Efendimiz (asm):

"Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehl-i necat olacaktır." buyurmuş.

Peygamberimiz bu hadîsi irad edince ashab sormuşlar:

- Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?

Şöyle cevap vermiş:

- Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i sünnet ve cemaat mensuplarıdır."

Hz. Peygamber (asm) Ebû Hureyre'den rivâyet edilen bir hadislerinde şöyle buyurur:

"... Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, kurtuluşa eren fırka (Fırka-ı Naciye) dışında kalan yetmiş iki fırka cehenneme gidecektir."(1)

Bu hadislerden de anlaşılacağı üzere, Ehl-i sünnetin dışındaki sapkın bid'at fırkaları ehli necat değil, ehl-i ateştirler. Yalnız ehli ateş olmaları ehl-i küfür olup ebedî cehennemde kalacakları manasında değildir. Bid'at fırkaları İslam dininin temel ve muhkem konularını inkâr etmedikleri müddetçe kâfir sayılmazlar. Onlarda Müslümanlardır; lakin Peygamber Efendimizin (asm) mübarek sünnetini kendi hevalarına göre yorumlayıp, bozdukları için ateşe müstehak oluyorlar.

Şâyet bid'at ehli birisi imanla kabre girerse, sadece savunduğu bid'at fikrinden dolayı azap görecek, cezasını çektikten sonra kurtulacak, yani cehennemde ebedî kalmayacaktır. Yalnız Ehl-i sünnetin büyük âlim ve müçtehitleri, bid'at üzere yaşamanın, kabre imansız girme tehlikesini çoğalttığını da bildirmişlerdir. Bu sebeple bid'at fikirlerden; yılandan, akrepten çekindiğimiz gibi çekinmemiz lazımdır. Şia ve Vehhabilik ehli bidattır, çok noktalarda sünnete aykırı gitmişlerdir, bu nedenle ehli necat değildirler. Üstad bu iki mezhebi ehli bid'at olarak değerlendiriyor.

(1) bk. Ebu Davud, Sünnet, Hadis no: 4597, IV/198; İbni Mace, Fiten, 17, Hadis no: 3991, 3992, 3994, 3995, II/1321-1323; Darimí, Siyer, 75, 2521, II/158; Tirmizí, İman ,18, Hadis no: 2640, V/25.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...