Block title
Block content

Einstain diyor ki, bir şeyin zıttı yoktur, sadece diğerinin nakıslığının olduğu yerde göremediğimiz şeye zıt diyoruz. Mesela ışığın olmadığı yerdeki şeye karanlık dememiz gibi. Bu doğru mudur? Bizim zıtlık anlayışımızda iki şeyin de vücudu var mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainatta zıtlar nispidirler, hakiki ve sabit değildirler. Yani ışık esas ve sabit  iken, karanlık onun derece ve mertebelerini gösteren arızi ve nispi bir değerdir.

Emr-i sabit denilen şeyler, Allah’ın isim ve sıfatlarının kainattaki tezahür ve tecellileridir. Bu sabit şeylerin arkasında bir isim ve sıfat hükmettiği için, o asıl, ona musallat olan şey ise vehmi ve nispi oluyor. Mesela ilim sabit bir emir iken, cehil ise ona musallat olmuş nispi bir şeydir. İlmin arkasında İlim sıfatı hükmederken, cehlin arkasında onu destekleyen sonsuz bir sıfat bulunmuyor. Mesela sonsuz cehil sıfatı bulunmuyor. Bu yüzden nispi şeylerin sabit emirler gibi telakki edilmesi yanlış olur.

Nispi şeylerin sabit şeylere musallat olması bir kanun-u İlahidir. Yoksa sabit emirler nispi emirlere mutlak anlamda muhtaç değildir. Allah sabit emirlerin kıymet ve mertebelerini göstermek için nispi emirlere bir cihetle kanunen sabitlik vermiş. Bizi yanıltan bu kanunun istimrarı ve devamlılığıdır. "Soğuk olmasa sıcak anlaşılamaz." dememiz de bu yüzdendir. Yoksa sıcak, soğuk olmasa da sabit bir değerdir ve kıymetini anlamanın başka yollarını da Allah icat edebilirdi.

Mertebe zihnidir. Yani zihnimizin anlama dereceleridir. Yoksa sabit şeylerin arkasında hükmeden ezeli sıfatlarda mertebe ve derece diye bir şey yoktur. Mesela Allah’ın bir lema kudreti ile sonsuz kudreti aynıdır.

Allah’ın sonsuz kudreti mertebe ve dereceden münezzeh ve mukaddestir. Yani sonsuz bir kudret karşısında her şey eşittir. Bir güneş ile atom zerresinin yaratılması ve idaresi, Allah’ın kudreti yanında aynı ve eşittir. Güneş ağırlık bakımından atoma nispetle Allah’ın kudretini zorlayamaz,  ya da zerre daha hafif olur denilemez.

Mertebe ve derece, ancak cüzi ve sınırlı kudretlerde olur. Mesela insandaki kuvvet kayıtlı ve sınırlı olduğu için, bir bardağı kaldırmak ile bir masayı kaldırmak arasında fark ve derece olur. Bardağı kaldırmak insana daha hafif ve rahat gelirken, masayı kaldırmak daha ağır ve zor gelir.

Büyük küçük, geniş dar, ağır hafif, uzun kısa gibi kavramlar ve kayıtlar Allah’ın sonsuz kudreti için geçerli değildir. Bu kayıtlar sadece cüzi ve nispi kudretler için geçerlidir. Bu yüzden Allah’ın kudreti yanında bir baharı yaratmak ile bir çiçeği yaratmak aynı ve eşittir. Baharı yaratırken, çiçeğe nispetle daha fazla güç harcama diye bir şey yoktur. İkisi de aynı kudret ile yaratılıyor demektir. Ama biz bu sonsuz kudreti ancak mertebe ve tasavvur ile kavrayabiliyoruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

yorulmazyolcu
Karşı olma dört çeşittir: 1) Olumluluk ve olumsuzluk; "bu insandır." ve "bu insan değildir." gibi 2) İzafi(göreli) karşıtler; "baba" ve "oğul" gibi 3)Sahip olma ve olmama; "hareketli" ve "durağan" gibi 4)Birbirinin zıddı olma; "siyah" ve "beyaz" gibi (gazali, felsefenin temel ilkeleri) 3. ve 4. çeşit karşıtlar arasında şöyle bir fark vardır: "Siyah" ve "beyaz" her ikisinin de vücudu var. Oysa durağan olma bir vücut değildir, ademdir. Hem 3. tip karşıtlıkta mertebe olmazken 4. tip karşıtlıkta mertebeler olur. Sahip olma ve olmama yönünden karşıtlığın mertebeleri olmayacağı risale-i nurda şöyle geçiyor: "....çünkü, vücud ve adem gibi ve iki nakızeyn gibi, iki zıddırlar. ortası olamaz."(15. söz, sözler) Karanlık ve ziya ise 4. tip karşıtlığa girerler . Çünkü karanlığın vücudu vardır. "madde-i nurdan, hattâ zulmetten, hattâ esîr maddesinden, hattâ mânâlardan, hattâ havadan, hattâ kelimelerden zîhayat, zîşuuru kesretle halk eder ki, hayvanâtın pek çok muhtelif ecnâsları gibi pek çok muhtelif ruhânî mahlûkları, o seyyâlât-ı latîfe maddelerinden halk eder."(29.söz, sözler) Yani karanlıktan(zulmetten) yaratılmış mahluklar da var. Karanlığın vücudu olmasından karanlık ve aydınlık arasında mertebeler olur: "Meselâ: Hararetin derecatı, soğuğun müdahalesidir. Güzelliğin merâtibi, çirkinliğin müdahalesidir. Ziyânın tabakatı, karanlığın müdahalesidir."(10. söz, sözler) Sonuç olarak, karşı olma durumu sadece nakıs olma durumunda olmaz. Bazen iki karşıtın ikisinin de vücudu vardır. Hem zulmet adem değil vücuttur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...