Block title
Block content

Kelam ilminde tecdid ne demektir? Kelam ilmi neden Batı'nın fikrî esaretinde kalmış ve yenik düşmüştür?

 
Soru Detayı:

El-Ezher akaid-kelam kürsüsü başkanı: "İslam dünyasının iki yüz yıldır Batı'nın fikri esaretinde olmasının nedeni; kelam ilminde tecdid yapamamasıdır. Bu asırda Bediüzzaman Said Nursi bu tecdidi başarmıştır." Ahmed Akgündüz Hoca, bunu El-Ezher hocasından aktardı. Bu görüş doğru mudur? 

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İslam bir bina gibidir, temeli ve esası imandır. Temel sağlam olmaz ise, bina ayakta duramaz. Bugün alem-i İslam’ın büyük çoğunluğu farzları yapmayıp, günahları serbest bir şekilde işleyebiliyor ise, bunun nedeni iman temelinin zayıf ve hasarlı olmasındandır. Bu son asırda İslam binasının temeli dinsiz ve materyalist felsefe ile sarsıldı. Üstad Hazreteri bu sorunu tam teşhis ettiği için, bütün gayret ve mesaisini imanın üzerine yoğunlaştırdı ve imanı takviye etmek için çabaladı.

Her asrın sorunları ve ona getirilen çözümler farklıdır. Mevlana Bağdadi Hazretleri kendi döneminin müceddidi ve hekimidir. O dönemin hastalıkları ne ise, ona güzel çözümler ürettiği muhakkaktır. Bu yüzden Allah; her asra ayrı bir hekim ve müceddid  gönderiyor. Hekim ve müceddid olan kişi, bütün asırların hastalıklarına hitap eden Kur’an eczanesinden, kendi asrının ilaçlarını tespit ederek istifadeye sunar.

İlm-i Kelam: Allah’ın varlığını ve birliğini akli deliller ile ispat etmeye çalışan bir ilim dalıdır. Konusu Allah’ın zatı ve sıfatlarıdır. Bunun yanında inanca dair konuları da inceler. İmam Taftazani kelam ilminin gayesini "kesin delillerle dini akideleri bilme" şeklinde tarif ediyor.

Kelam ilmi, tarihi sürecinde birçok merhaleler geçirip değişik felsefi ve tasavvufi ekollerden etkilenmiştir. Her asırda gelen mücedditler de bu ilme önemli katkılar ve değerler bahşetmiştir.

Kelam ilmini bir ağaca benzetirsek, bu ağacın en son ve önemli bir meyvesi Risale-i Nurlardır. Risale-i Nurlar bu tarihi sürecin bir birikimi ve en son mahsulüdür diyebiliriz. Nasıl maddi ilimlerde terakki ve tekemmül tedricen, yani yavaş yavaş gelişir ve mükemmel bir hal alır, aynı şekilde İmam Azam ile temeli atılan ve İmam Eşari ve Maturidi ile sistemleştirilen ve Fahru Razi ile terakki eden ve  İmam Gazali ile kabuk değiştiren kelam ilmi, Risale-i Nurlar ile en son ve en mükemmel halini almıştır denilebilir.

Risale-i Nurların kelam ilmine kattığı en büyük değer, Kur’an’i deliller olan inayet ve ihtira delillerinin yeniden ve mükemmelen ihya edilmesidir. Malum olduğu üzere klasik kelamda felsefi deliller olan devir ve teselsül ön plandadır ki, bu deliller hakiki huzuru ve marifeti tam temin edemiyor. Risale-i Nurlar ihtira ve inayet delilleri ile her şey üstünde marifeti ve huzuru göstererek, sağlam ve tahkiki imanı veriyor.

Kelam ilmi doğrudan imanı inşa etme ilmi olduğu için, bu asrın büyük sorunu olan imansızlık veya imandaki zafiyet; ancak kelam ilminin yeniden ve güncel bir şekilde ihya edilmesi ile olabilirdi ki, Üstad Hazretlerinin kelam ilminde yaptığı tecdit de budur. Malum, her ilmin müpteda ve münteha süreci vardır. Müpteda basit ve ilkel olurken, münteha komplike ve mükemmel olur. Üstad Hazretlerine ilm-i kelamın müntehasını inşa etmek nasip olmuştur denilebilir.

Üstad Hazretlerinin en büyük icraatlarından birisi de; fen ilimleri ile din ilimleri arasında bir ahenk ve uyum kurarak, kainatı ve fen ilimlerini İlahi marifete bir basamak, bir vasıta yapmıştır. Birtakım din mutaassıplarının anladığı gibi, fen ve felsefe dinsizliğin bir aleti, bir aracı değil, İslam’ın bir araç ve aleti olduğunu insanlığa gösterdi. Doğrulanmış fen kitaplarını şeriatın bir kitabı olarak değerlendirdi. Zira her bir fen, tekvini şeriat olan kainatı inceliyor. Allah’ın kelam sıfatından gelen İslam şeriatı ile kudret sıfatından gelen fıtri şeriat birbirinin düşmanı ve rakibi olamaz ve olmamalıdır dedi ve kelam ilminde müthiş bir tecdit ve değişim uyguladı. Bu değişim ve tecdit bu asra tam bir ilaç ve reçete olup, milyonlarca insanın imanını kurtardı ve halen de kurtarmaya devam ediyor.

"İslam dünyasının iki yüz yıldır Batı'nın fikri esaretinde olmasının nedeni, kelam ilminde tecdid yapamamasıdır. Bu asırda Bediüzzaman Said Nursi bu tecdidi başarmıştır."

sözü doğru ve güzel bir tespittir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

drerkan
Maşaallah.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...