"Elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, hem kutb-u âzam olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zât da ehl-i beyt-i Nebevîden olacaktır." Buradaki "hem hâkim" ifadesini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hâkim: Kelime olarak galip gelen, haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden kimse demektir. Ayrıca başkasını müdahale ettirmeden idare eden, demektir. Hâkim-i Hakikî, Hâkim-i Ezelî, Hâkim-i Mutlak, Hâkim-i Zülcelâl, Hâkim-i Lemyezel.. gibi isimlerle, Cenab-ı Hakk'a âit olan Hâkim sıfatıdır ve Kur'ân-ı Kerim'de seksen altı defa zikredilir.

İnsandaki tecellisi ise, maddî ve manevî hükmünü raiyyetine icra eden hâkim kimse demektir. Bu "hâkim" tabiri Mehdi (ra)’nin üç vazifesinden hayat ve şeriat vazifelerine taalluk eden bir tabirdir ki hadislerin beyanında olduğu gibi Mehdi siyaseten de dünyaya hükmünü icra edecek demektir. Lakin Mehdi (ra) bu hâkimiyeti bizzat kendisi değil eserleri ve talebeleri olan nuranî cemaati vasıtası ile tesis edecektir. Zira bozulmuş bir toplumu ıslah edip tekrar dünyanın mümtaz ve hâkim zümresi yapmak, bir insan hayatına sığacak küçük bir hâdise değildir. Bu yüzden Mehdi (ra) üç vazifesinden "iman ve ıslah işini" bizzat kendisi yapacak, "hayat ve şeriat vazifelerini" de onun izinden giden nuranî cemaat yapacaktır ki, bu uzun ve meşakkatli bir süreçtir...

Siyaset meftunları her şeyi bir anda yapmak arzusundadırlar, ama hayatın kanunları ve hakikatleri bu minvalde değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...